12 Ocak 2013 Cumartesi

Sırt çantanızda ne var?


Geçen günlerde Up in the Air türkçesiyle Aklı Havada adlı  filmi izledim. Filmden kısaca bahsetmek gerekirse işten çıkarma/çıkarılma üzerine işlenilmiş bir teması var. Aşağıda paylaştığım yazı filmin başrol oyuncusu George Clooney'ın Ryan Bingham karakterine bürünerek yaptığı bir konferansın konuşma metni.



Hayatınızın ağırlığı ne kadardır

Bir an için bir sırt çantası taşıdığınızı düşünün. Çantanın askılarını omuzlarınızda hissedin. Hissettiniz mi?

Şimdi hayatınızda ne varsa o çantaya doldurun. Küçük şeylerle başlayın


Raf ve çekmecedeki şeylerle; biblolar, koleksiyonlarla... 

Eklenen ağırlığı hissedin.

Sonra daha da büyükleri koyun. Elbise, masa üstü cihazlar, lamba, çamaşır, televizyonunuz...

Çantanız iyice ağırlaşmış olsa gerek.

Şimdi daha büyükleri koyun

Kanepenizi, yatağınızı, mutfak masasını... Hepsini. Arabanızı koyun. Evinizi de koyun... Stüdyo daire ya da iki yatak odalı ev olsun, fark etmez.

Bunların hepsini o çantaya koymanızı istiyorum.

Şimdi yürümeye çalışın.

Zor gibi, değil mi?

Her gün yaptığımız şey işte bu. Kendimize o kadar ağırlık bindiriyoruz ki, hareket edemez oluyoruz. Şunu bilin ki; hareket etmek yaşamak demektir.

Çantayı ateşe vereceğim diyelim, içinden neyi çıkarmak isterdiniz? Fotoğrafları mı? 

Fotoğraflar hafızası kötü olanlar içindir. Bir şeyler yudumlayın ve yakın onları gitsin. Hatta hepsini yakın ve ertesi güne hiçbir şeyiniz olmadan uyandığınızı düşünün.

Heyecan verici, değil mi

İşte, hayatımın her gününe böyle başlıyorum.

Bakın, bu biraz zor olacak, o yüzden dikkatinizi bana verin.

Artık yeni bir sırt çantanız var.

Ama bu sefer, onu insanlarla doldurmanızı istiyorum.

Öylesine tanıdıklarınızla başlayın, arkadaşlarınızın arkadaşları, ofisteki ahali ve sonra, en mahrem sırlarınızı
paylaştığınız kişilere geçin, kuzenleriniz, teyzeleriniz, amcalarınız, erkek ve kız kardeşleriniz, ebeveynleriniz ve son olarak karınız, kocanız, erkek arkadaşınız, kız arkadaşınız....

Hepsini bu sırt çantasına doldurun.

Ve endişelenmeyin.
Sizden onu yakmanızı istemeyeceğim.

Çantanın ağırlığını hissedin.

Şüphesiz ki, ilişkileriniz
hayatınızın en ağır bileşenleridir.

Çantanın askılarının, omuzlarınızı kestiğini hissediyor musunuz? Tüm o görüşmeler ve tartışmalar, sırlar ve tavizler. Tüm bu ağırlıkları taşımanıza gerek yok. Neden çantayı yere bırakmıyorsunuz? 

Bazı hayvanlar, hayat boyu sembiyotik bir yaşam sürmek için birbirlerini taşırlar, imkansız aşıklar, tek eşli kuğular.
Biz o hayvanlardan değiliz.
Ne kadar yavaş hareket edersek, o kadar hızlı ölürüz.

Biz kuğu değiliz.

Biz köpek balığıyız.