21 Ekim 2013 Pazartesi

Paylaşım Ekonomisi - Sharing Economy

Efendim Merhabalar,

Günümüzün internet aleminde popüler olan paylaşım siteleri çoğalmakta. Benim de severek kullandığım ve desteklediğim bir sistem. İsraf, üretim ve tüketimin azaltılması tükenmekte olan doğal kaynakları da rahatlatacaktır. Tabi para kullanımından önce trampa yöntemi yani takas sistemi vardı. Bir malı başka bir malla değiştiriliyordu veya kullanmadığımız bir malı ihtiyaç duyulan bir malla takas ediliyordu. Günümüzde paylaşım ekonomisinin tekrardan popüler olmasının sebebini ise bencilliğimizden kaynaklandığını düşünüyorum. Bencilliğimiz de israf yapmamızı oluşturuyordu. Zaten kapitalist düzen ihtiyaçlarımızın ötesinde üretim ve tüketimi bizlere sunmakta. Bizse finansal krizlerde tasarruf olarak ilk olarak yaptığımız şey israfları azaltmaktır. İşte paylaşım ekonomisi de kriz döneminde doğan bir olgu.



Sharing Economy yani Paylaşım Ekonomisi takas sisteminden biraz farklı. Bu farklılık takas sisteminde alıcı ve satıcıların olduğu bir olayken paylaşım ekonomisinde alıcı veya satıcının olması gerekmiyor. Paylaşım Ekonomisinde ise paylaşım yapılacak her şey olabilecek düzeyde ve illa mal olması gerekmiyor. Zamanınızı bir başkası ile paylaşabilirsiniz.



Paylaşım Ekonomisinin felsefesi ise kullanmadığınız bir şeyi, karşılık beklemeden veya bekleyerek bir başkasının ihtiyacına sunmaktır. Karşılık beklemeden veya bekleyerek ifadesini ise şöyle açıklamalıyım. Evinizde olan bir tornavidanın başkasının ihtiyacını giderirken bir karşılık beklemeyiz; fakat daha değerli bir üründe karşılık bekleyebiliriz. Örneklerle devam edelim.

İlk olarak ekonomik büyüklüğü olan Airbnb'den bahsetmeliyim. Evlerini veya bir odayı belli bir ücret karşılığında paylaşıma açıyorlar. En basitinden fiyat olarak otele göre daha uygun olan bir evi seçecek kişiler vardır. 2008'de kurulan sitenin 2012 verilerine baktığımda 8.5 milyon kişi, 192 ülkede 33 bin şehirde yarım milyon kayıtlı evde veya şato,ağaç ev,kulübe vb. yerde konaklamış. Airbnb otelcilik sektörünü bitirir mi bilmem; ama Paris şehrinin ekonomisine doğrudan ve dolaylı olarak €185 milyon katkı sağlamış.*


Airbnb'den önce Couchsurfing vardı.

Couchsurfing'te ise evinizden ziyade yaşamınızı paylaşıma açıyorsunuz ve etkileşim içerisindesiniz. Couchsurfing'in asıl konsepti evinizdeki bir kanepeyi yabancı birinin ücretsizce konaklamasını sağlıyorsunuz. Temel amacı para kazanmak değil, yeni dostluklar ve kültürlerle tanışmak. 2004 yılından beri var ve ben de üyeyim. Yine rakamlardan gidecek olursak, 100 bin şehirde 6 milyon kanepelerini açacak kişi bulunuyor. 2012 yılında ise 10 milyon kişi konaklamış. İrili ufaklı 170 bin kadar da etkinlik yapmış durumda. İnsanlar arasında köprüler kuran bir sistem.

Şimdi ki örneğim ise Türkiye'den. Zumbara para yerine zamanın kullanıldığı, yetenek ve tecrübelerin paylaşıldığı bir topluluk. Burada mesela gitar çalmayı biliyorsunuz ve bir saat gitar öğretebilirim diye ilan veriyorsunuz. Bu işlem bittikten sonra sizin sistemden bir saat alacağınız oluşuyor. Bir başkasıyla yarım saat balık tutmayı tercih edebilir ve geri kalan zamanda da başkasından nasıl model uçak yapılacağını öğrenebilirsiniz.

Airbnb'nin türk versiyonları da mevcut. HemenKiralık.com veya VillaKeyfiniz.com aynı felsefe ile kurulmuş siteler.

Konut paylaşımdan çıkıp araç paylaşımına geçelim. 


Çoğu ülke ve bizim ülkemizde de olduğu gibi trafik oluşmasının sebebi bir arabada tek kişinin yolculuk etmesi olarak gösteriliyor. Kriz oluşunca arabalar satıldı. Toplu ulaşım araçlarına yönenildi; fakat bir noktadan sonra bir arabada boş giden koltukların da paylaşıma açılmasına başlanıldı. Bunun ilk örneği olarak. Sabahları işe veya okula giderken bir başkasının araç masraflarına da ortak olarak kullanıma açıldı. Bu noktadan sonraki aşama ise hafta sonu veya geceleri boş duran aracınızın gelir getirmesi amaçlandı. Bu siteler de bir hayli fazla GetaroundRelayRidesdriveYoyo,UcuzaGidelimOrtakAraba ... Araçları bir haftalık, günlük kiralayabileceğiniz gibi saatlik de kiralayabiliyorsunuz. 

Freecycle, elinde kullanmadığı eşyalar olanlar ile o eşyalara ihtiyaç duyanları, e-posta aracılığı ile ve tamamen ücretsiz olarak birleştirmeye ve geri dönüşümü arttırmaya çalışan, uluslararası bir projedir. Tüm üyeler eşyalarını burada sunabilir veya aradıkları eşya için istekte bulunabilirler. Temel kural, burada sunulan veya aranan her eşyanın ücretsiz olmasıdır.
Benim de kendi üniversitemde oluşturmuş olduğum facebook grubunda ücretsiz olarak eşyaların dönüşümü gerçekleşmekte. Hatta ben bu gruptan kendime ders kitabı, evimi temizlemek için vileda, bilgisayarım için yazılımlar edindim. iticü freecycle

Bu sistemin başka bir örnekleri ise EşyaKütüphanesi, GiysiTakasıhttp://www.verrr.com/http://neighborgoods.net,

Bayanların daha çok kullandığı Poshmark'ta ise gardolabınızda yer alan kullanmadığınız kıyafetleri satışa sunabiliyorsunuz. Kullanmadığınız kıyafetlerin dönüşüme açarak bu sayede hem gelir hem de yeni kıyafetler için bir fon oluşturabiliyorsunuz.

Fon demişken fon.com'dan bahsetmeliyim. Günümüzün internet dünyasında wifi ağlarını şifresiz olarak kullanıma açan vefakar kişileri bulmak zor; fakat fon.com'da dünya üzerinde şifresiz olarak interneti paylaşan 12 milyon kişi var. 

Son olarak da, spesifik olarak paylaşım ekonomisi ile ilgilenen bloglardan bahsetmeliyim. ortakkullanimhareketishareablethesharingsolution

Rachel Botsman, Roo Rogers ile birlikte 2010 yılında What's Mine is Yours kitabını yazdı. Türkçesi Benim olan Senindir. Bu kitabın hepsini okumadım; fakat paylaşım ekonomisinin nedenlerini sonuçlarını ve örnekleriyle birlikte çözümlerini bulabileceksiniz. 

$26 milyarlık bir sektör haline gelen paylaşım ekonomisi bize yeni fırsatlar ve kolaylıklar sunmakta. İnanıyorum ki ilerleyen günlerde hiç tahmin etmediğimiz yeniliklerle de karşımızda olacaktır. Bu sektör her gün daha da gelişecektir.  

 Kısaca özetlemek gerekirse paylaşım ekonomisi mal takasını sağlamaz, insanlar arasında bir köprü kurar. Kapitalizme düşman, doğaya karşı dosttur.  

Paylaşım Ekonomisinin en son özetini ise Aslı Tosuner'in blogundaki yerden alıntı yaparak bitiriyorum.  
"Paylaşım ekonomisi sadece mala ve hizmete ulaşmayı sağlamaz, aynı zamanda insanlar arası hatta kimi zaman kültürler arası diyaloğu arttırarak geçici veya kalıcı ilişkiler kurulmasına destek verir. Hem bireyden hem topluluktan destek alarak ikisinin arasında sağlıklı bir alışveriş olmasına yardımcı olur. İnsanlar arasında, topluluk aracılığıyla dürüstlüğü arttıran sistemlere sahiptir. İnsanların ufak bile olsa her tür becerisi değer kazanır. Çöpe atılabilecek çok sayıda eşya yeni sahipler bulur. Kiralama ve takas sayesinde insanlar tasarruf yapar, hatta kendilerininki kiralatarak para bile kazanabilirler. Doğaya saygılıdır. Dünyamızın daha yaşanır bir yer olması için paylaşmayı öğrenmek zorundayız. Yaşam tarzımızı değiştirip var olanı paylaşmaya başlarsak, dünyadaki diğer canlılara da az zarar vermeye başlarız..."
Bu yazıyı yazdıktan sonra ulaşmış olduğum aşağıdaki videoyu izlemenizi kesinlikle öneririm. 
Charles Eisenstein, Kutsal Ekonomi kitabının yazarı. 


İletişim Adreslerim: