18 Haziran 2014 Çarşamba

Türk Vergi Sistemi Ders Notları -1

Efendim Merhabalar,

Türk Vergi Sistemi dersinde dönem içerisinde Doğkan Aygün arkadaşımın dersten çıkardığı özet notları buradan Türk Vergi Sistemi alan ve öğrenen öğrencilere paylaşmaya karar verdik. Bilginin paylaşılarak daha fazla artacağına inanıyoruz. Bu yüzden dijital ortama döktüğümüz notları bundan sonra sizlerle paylaşacağız. Burada yer alan Türk Vergi Sistemi notları vize öncesi notları kapsamaktadır. Vize sonrası notları görmek için tıklayınız.

Türk Vergi Sistemi



TÜRK VERGİ SİSTEMİ
Vergi Mükellefi ve Özellikleri: Vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek ve tüzel kişi mükellef olarak tanımlanmaktadır.

Özellikleri; Mükellefiyet ve vergi sorumluluğu için kanuni ehliyet (fiil ehliyeti) şart değildir. Hak ehliyeti yeterlidir. Mükellefler yükümlülüklerini, vergi yasaları ile kabul edilen özel haller müstesna özel anlaşmalarla başkalarına devredemez. Şahsiyet ölümle sona ermekle birlikte ölüm mükellefin vergi borcunu  sona erdiren bir sebep değildir. Mükellef olmak için vergi yükümlülüğünün mutlaka yasal bir faaliyetten doğması şart değildir.

Vergi mükellefi yasalara göre kendisine vergi borcu düşen ve vergi ödevlerini yerine getirmesi gereken kişidir.Gerçek kişilerde vergi mükellefi olmak için ergin olmak gerekmiyordu.Hak ehliyetine sahip olmak yeterliydi.Yani fiil ehliyeti gerekmiyordu.Küçüklerin,kısıtlıların vergi ödevlerini  ödevlerini mutlaka biri yerine getirmesi gerekir.Çünkü kısıtlılılar ve küçükler  vergi mükellefi olmalarına rağmen mükellefiyetlerini yerine getiremezler.Bir küçüğün üzerinde motorlu bir taşıt olsa kendisi mükellef olur ama hiçbir zaman vergisini vergi ile yerine getirmesi mümkün değildir.Çünkü bu kişi küçüktür.Vergi mükellefiyeti için ergin olmak şart değildir.Küçükler ve kısıtlılar vergi mükellefi olmalarına rağmen mükellefiyetle ilgili görevlerini yerine getiremiyor.Bu görevler;Beyanname veremez,vergisini ödeyemez,defter tutması gerekiyorsa bunu yapamaz. Bu ödevleri yerine getirmesi için birinin yapması gerekir.Yani küçük ve kısıtlı mükelleflerin görevlerini yerine getirmemesinden dolayı başka biri tayin edilir.18 yaşından küçüklerin ödevlerini vergi sorumlusu yerine getirir.Vergi sorumlusu;verginin ödenmesi bakımından vergi dairesinin tanıdığı kişiye denir.Bu kişinin kendisi ile ilgili mükellefiyeti yoktur.Kanun diyor ki; sen vergi mükellefi olmamakla birlikte başkasının vergi mükellefiyetini yerine getirmekle seni sorumlu tutuyorsa bu kişilere vergi sorumlusu denir.Vergi sorumlusu başkalarının vergisinin ödenmesinden sorumludur.Tüzel kişiler,küçükler,kısıtlılar  vergi ödevlerini yerine getiremeyecek kişilerdir.Bunların adına vergi ödevini yerine getirmek için hareket eden kişiler vergi sorumlusu olur.Tüzel kişiler de kendi ödevlerini yerine getiremezler çünkü sonuç olarak tüzel kişi yasaya göre kağıt üzerinde kişidir.1 numaralı vergi sorumlusu kanuni temsilcidir.Kanuni temsilci demek ya küçüğün velisi ya hakları kısıtlanmış olanların velisi,ya da tüzel kişilerin yöneticileridir.(Genel kurul,yönetim kurulu vs.)Tüzel kişilerde kanuni temsilci;noterden şirket adına imza yetkisi olan kişilere tüzel kişilerin kanuni temsilcisi denir.A.Ş’lerde kanuni temsilci; yönetim kurulu ya da şirket adına imza yetkisi olan kişidir.Bir A.Ş’de kendisine imza yetkisi verilmese bile yönetim kurulu üyelerinin tamamı vergi bakımından sorumludur.Kısacası vergide küçüklerin,kısıtlıların,tüzel kişilerin vergi sorumlusu vardır.Çünkü bu kişiler kendi görevlerini yerine getiremezler.Ödevler de defter tutma,vergi ödeme,beyanname verme.Bu ödevler bu kişiler tarafından yerine getirilemez onların yerine velileri vasileri ve yöneticileri yerine getirir.Limited şirketlerde yönetici yoktur.Ortakların tamamı vergi sorumlusudur.Yani buradan şunu anlıyoruz;tüzel kişiler kendi vergi borcunu yerine getiremezler onların adına yöneticiler  yerine getirir. Türkiye Vergi Sisteminde vergi kesmeye mecbur olan kimseler vardır.Buna stopaj(kesinti) denir.Yani kanun diyor ki bu vergi kesmeye zorunlu olanlar da vergi sorumlusudur.Örneğin bankalar ödedikleri faizin vergisini götürüp yatırmak zorundadırlar.Faiz alanlar vergi mükellefi ama onun faizinin vergisini kesip ödenmesinden banka sorumludur.Bir başka örnek; İşverenler işçilere ödedikleri ücretten vergi kesip vergi dairesine yatırmakla yükümlüdürler.İşçiler vergi mükellefi olmalarına rağmen işverenler vergi sorumlusudur.Yani yasaya göre vergi ödemesi gereken işçidir ama kanun işçiye diyor ki sen ödemekle uğraşma senin adına vergiyi ödesin diye ben işvereni belirledim.Vergi sorumluluğu bazen mükellefin bütün vergilerinin ödenmesinden mal varlığı ile dahi sorumlu olmasına neden olur.Yani Vergi sorumluluğu şahsi mal varlığına kadar uzanıyor.

Mükellefin ödevleri; Mükellefin asli(ana) görevi vergi borcunun ödenmesidir.O yüzden vergi sorumlusu ilan ediliyor ve bu kişilerin vergi borcunun ödenmesinden sen sorumlu oluyorsun.Bir de bu ana ödevi tamamlayıcı,destekleyici diğer ödevler vardır.Bunlar;Bildirim,Tescil,Defter tutma,Belge düzenleme,Defter ve belgeleri muhafaza etmek ve ibraz.
Defter Tutma ve ilkeleri; Defter tutmak,belgelere dayanarak işlemleri kayıt altına almaktır.Defter tutmak,muhasebe kaydına almak anlamını taşıyor.Defter tutmanın amacı vergiyi doğuran olayı tespit etmek,vergilendirme,3.Şahısların vergi karşısındaki durumunu denetlemektir.Mükellefin ödeyeceği vergiyi tespit etmek için defter tutması öngörülüyor.Buradaki defter tutma mecburiyetinde olan mükellefler;tacirler,ticaret şirketleri,serbest meslek erbabı ve çiftçilerdir.Serbest meslek erbabı;Sermayeden çok emeğe dayanan,uzmanlaşmış bilgiye dayanan,bir yere bağlı olmadan bağımsız iş yürüten,işverene tabi olmadan yürütülen mesleki faaliyete denir.Avukat,doktor,mühendis,stand up yapan,konser veren müzik sanatçıları,noterler,yeminli mali müşavirler serbest meslek erbaplarına örnektir.Bunlar defter tutarlar.Fakat faiz geliri elde edenler,borsada alım-satım yapanlar vs.gibi kişiler serbest meslek olmalarına rağmen defter tutmuyor.Yani defter tutanlar tacirler,serbest meslek erbabı ve çiftçiler(Büyük çiftçiler)dir.Yani mükellefin ödevi olan defter tutma herkesi ilgilendirmiyor.Defterler hesap dönemine göre tutulur.Hesap dönemi 1 Ocak-31 Aralık arasıdır.İşe 30 Aralık’ta başlayan için hesap dönemi(31 Aralık ve 32 Aralık yani 2 gündür)Yani illa ki 1 Ocak-31 Aralık olması zorunlu değildir.Bazı işletmeler için özel hesap dönemi vardır.Otel,turizm işletmeleri,okullar gibi işletmeler defterde muhasebe sistemini seçmek serbesttir.Türkiye’de mükellefler muhasebelerini istedikleri şekilde tutmaktadırlar gibi gözükse de maliye bakanlığı mükelleflerin nasıl tutmalarını öngörüyorsa öyle tutmaları gerekmektedir.Maliye Bakanlığının belirlediği muhasebe standartları da vardır.Defterler Türkçe tutulur,Türkçe karşılıkları gösterilmek kaydıyla yabancı dilde de tutulabilir.Türk parası ile tutulur.Mürekkeple veya makine ile yazılması gerekir.Defterler mutlaka notere tasdik ettirilmeli.Ayrıca defter diye kullanılacak kağıtlar da tasdik edilmeli.Kağıtlar üstü çizilerek düzeltilemez,boş sayfa bırakılamaz.Kısacası defterler  kayıt yapılan kağıtlardır.Bu kağıtlar bilgisayar ortamında olabilir.Defterlerin mutlaka kullanılmadan önce notere tasdik ettirilmesi gerekir.Tacirlerin TTK’ya göre defter tutma yükümlülükleri vardır.TTK defterlerle ilgili bazı ilkeler getirmiş,onu getiren kurum ise kamu gözetimi ve muhasebe standartları  denetim kuruludur.İkisinin çalışmasına örnek verirsek;Vergi yasalarına göre defter-i kebir tasdiki mecburi  değildir.TTK’ya göre ise tasdik edilmesi gerekir.Yine defterlerin TTK’ya göre 10 yıl saklanması,vergi yasalarına göre ise 5 yıl saklanması gerekmektedir.TTK’ya göre tutulması gereken defterler delil niteliğindedir.Vergi yasalarında ise böyle bir durum yok.Dolayısıyla defterlerin delil niteliği kazanabilmesi için TTK’ya göre tasdik ettirilmesi gerekir.Türkiye’de defter tutması gerekenler;tacirler,büyük çiftçiler,serbest meslek erbabı olanlardır.Türkiye’de tacirler vergi bakımından 2’ye ayrılır.1.Sınıf tacirler ve 2.Sınıf tacirler.Kısacası büyük tacirler ve küçük tacirler.Bunlara ek olarak bir de basit usul tacirler vardır(Minibüsçüler,taksiciler gibi)Tacirler fatura kesmek zorundadır ama basit usul tacirler ise defter tutmak zorunda değildir.Kısacası tacirler 2 türlüdür;1-)Bilanço esasına göre defter tutanlar,2-)İşletme esasına göre defter tutanlar. Bilanço esasına göre defter tutmak için tacirlerin 150.000 TL alış,200.000 TL satış yapması gerekir.Bilanço esasına göre defter tutanlar şu 3 defteri tutmak zorundadır.Yevmiye,defter-i kebir,envanter defteri.Envanter;İşletmenin varlıklarının listesinin yazıldığı defterdir.Buna ek olarak bazı işletmeler  ek defter tutmak zorundadırlar ama tutmayabilirler de.Eğer kendi defterlerinde  ayrı hesap açarak gösterirlerse tutmayabilirler.

Ek Defterler; imalatçı defteri, damga vergisi defteri vs. Bu ek defterler eğer ana defterlerde ayrı hesaplarda gösteriliyorsa tutulmasa da olur. Envanter Defteri; İşletmenin aktifinde, pasifinde yer alan bütün varlık ve borçların ayrıntılı listesidir. Envanter defteri ayrıntılı bilanço demektir. Bilanço çıktıktan sonra bilançodaki kalemlerin ayrıntılarını bu deftere yazmaktır. İşletme defterini küçük işletmeler tutar.(150.000 TL altında alış,200.000 TL altında satış olan işletmeler veya  yeni başlayan işletmeler. Ticaret şirketleri mutlaka bilanço esasına göre defter tutmak zorundadır.
Serbest meslek kazancı elde eden avukatlar, doktorlar  vs gibi fatura kesmediğinden bilanço tutmazlar. Faturayı sadece tacirler kesiyor. Serbest meslek erbapları sadece serbest meslek defteri tutarlar. Küçük çiftçi dediğimiz çiftçiler de işletme defteri tutar. Bu defterin de hükmü kalmamıştır. Çünkü küçük çiftçilerin hepsi kesinti yolu ile vergilendirilmektedir. Bu yüzden dolayı defter tutma zorunluluğu ortadan kalkmıştır.
Belge Düzeni; Türkiye Vergi Sisteminde belge, kayıt, defter birlikteliği vardır. Var olan belgeler deftere kaydediliyor. Defterlerin içeriğini belgeler belirliyor. Belge olmazsa kayıt dışılık vardır demektir. Vergi sistemimizde 3 grubun düzenleyeceği belgelerin ilkeleri; Her kaydın belgelendirilmesi esastır. Yani her türlü satışın, borcun, alacağın, ticari işlerin belgelenmesi gerekmektedir. Belgelenmedikçe kayıt yapılamaz. Ücret, faiz, borsadan kazanç elde edenler defter tutmak zorunda değillerdir. Bu kişiler de giderlerini belgelemek zorundadır. Örneğin bir mal aldığımızda bunun belgesini mutlaka saklamamız gerekir. Çünkü bizim aracılığımız ile malı satanlar denetlenebilir. Kim nasıl belge düzenleyecek, belgede neler olacak, maliye bakanlığının istediği belge istedikleri gibi düzenlenmemişse belge olsa bile belge düzenlenmemiş sayılır. Belgelerin anlaşmalı matbaalarda bastırılması gerekir ya da notere tasdik ettirilir. Anlaşmalı matbaalarda bastırılmamışsa vergi kaçakçılığı suçu işlenmiş olur. Zorunlu bilgileri taşımayan belgeler de hiç düzenlenmemiş sayılır. Bizim vergi sistemimiz bazı giderleri götürü kabul etmiştir. Örneğin ihracat yapan şirketlerin dışarıdan getirdiği paraların binde beşi doğrudan gider olarak yazılabilir. Belgeler; Vergilemede en önemli belge faturadır. Fatura bir malın veya hizmetin satışını gösteren en önemli belgedir. Vergi sistemimizde tüm tacirlerin sattıkları mallar ve yaptıkları işlemler için fatura düzenlemeleri şarttır. Türkiye’de bütün tacirler fatura kesmek zorundadır.800 TL’nin altında satış olursa fatura kesmeyebilir ama müşteri isterse 1 TL için bile fatura kesilmesi zorunludur. Fakat 800 TL’yi geçerse müşteri istese de istemese de fatura kesmek zorunludur. Fatura ile diğer belgeler arasındaki temel fark fatura da kime kesildiği belli iken fişte kime kesildiği belli değildir. Dolayısıyla fatura temel belgedir.
Türkiye’de tüm ticari işletmeler fatura kesmek zorundadır. İster büyük, ister küçük işletme olsun. Her müşteriye fatura kesme durumunda olmayanlar toplu bir şekilde fatura keserler. Tüm ticaret şirketleri fatura kesmek zorundadır. Tacir olmadıkça fatura kesme zorunluluğu yoktur. Tüm tacirler ve büyük çiftçiler kime mal satarsa satsın fatura kesmek zorundadır. Şunlara dikkat edilmelidir; Her şube için hepsinin aynı seri no’lu olması gerekiyor. Müşteri adı, vergi no’su olacak, tacirlere yapılan satışın arkasından sevk irsaliyesi dediğimiz malın miktarını, cinsini, fiyatını gösteren bir belge eklenmesi gerekmektedir. Mükellefler bu sevk irsaliyesi belgesini eklemezlerse ödevini yerine getirmemiş olur ve vergi cezası ile karşı karşıya kalır. Bir mal, bir şubeden başka bir şubeye gönderilirken bile yanında sevk irsaliyesinin olması gerekmektedir. Sadece tüketiciye yapılan satışlarda sevk irsaliyesine gerek yoktur. Sadece fatura yeterli olmaktadır. Tüketici istemesi halinde 1 TL’ye bile fatura kesilmesi gerekir. İstemezse 800 TL’ye kadar fiş,800 TL’yi geçince tüketici istemese dahi yine de fatura kesilmesi zorunludur. Sadece tacirler ve çiftçiler fatura keser, serbest meslek erbabı ise fatura kesmez, makbuz keser.

Fatura yerine geçen belgeler; Başlıcası perakende satış belgeleridir. Perakende satış yapanlar bu belgeyi düzenlemek zorundadır. Perakende satış belgesi 3 türlüdür. Perakende satış fişleri, makineli kasaların kayıt ruloları(İşlem kaydedici cihaz) ve biletler. İster biletle isterse de perakende satış fişi ile yapılsın 800 TL’yi geçtiği zaman mutlaka fatura kesilmesi zorunludur.800 TL’nin altında ise müşteri istediğinde fatura kesilir. Diğer belgeler gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, ücret bordrosu.
Vergi borcu ödenmezse ne olur?
Vergi ödenmezse bir yaptırım ile karşılaşılır. Yasal süreç içerisinde ödeme yapılmazsa vade bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı %1,4 gecikme zammı alınır. Devlet alacağını almak için bu yolla yetinmiyor, icra yoluna başvuruyor haciz koydurabiliyor. İflasını isteyebiliyor ve alacağını almaya çalışıyor. Ödenmeyen vergi borcu basit faiz ile hesaplanır. Gecikme zammı faiz değildir, cezadır. Vadesinde vergi borcunu ödenmemenin bir tür cezasıdır. ( Not: Zamanında ödenmeyen kredi kartı borcunda da aslında işletilen faiz değil ona ceza denmektedir. ) Devlet paranın geciktirilmesi karşılığında sadece gecikme zammı değil faizde olabilir. Günlük zam 1 TL’den az olamaz. Örneğin gelir vergisinin beyanname verme süresi 25 Mart, ödeme süreside 31 Marttır yani vadesi 31 Marttır. Eğer bunu 10 Nisanda öderse gecikme zammı 10 günlük ödenir. Örneğin 50 lira vergi borcumuz varsa bunu 30gün geciktirirsek 70 kuruş olur. Vergi bizim için borç devlet için alacaktır. Buradaki borç mükellefin ve sorumlunun borcudur. Borç eğer 50.000 TL’yi aşarsa teminat isteniyor. Şimdi yani çıkan elektronik haciz yöntemi ile banka hesaplarına el konabilir. Vergi borcu bu şekilde alınabilir.  Devlet bunun haricinde alacağını almak için eğer karşısındaki ticari işletme ise devlet alacağını almak için iflasını ister. Devlet alacağını almak için icra müdürlüğüne başvurmaz; çünkü onun vergi dairesi icra müdürlüğü gibi çalışır. Vergi borcu ödenmezse sadece gecikme zammı ile yetinmiyor. Devlet bunu almak için zorluyor. Devlet ödeme emri çıkardığında yapılacak 7 gün içinde bu borcu ödetiyor. Bu durumla karşı karşıya olunduğunda yapılacak 2 şey var. 1) ya borcu ödeyeceğiz. 2) ya da borcu kabul etmeyip mal bildirimi yapacağız. Mal bildirimi yapınca vergi mahkemesine dava açarız. Borçlu; a)böyle bir borcum yok. b)ödedim c) zaman aşımı var diyerek borcunu kabul etmez ve dava açabilir. Vergi mahkemesine dava açarak vergi dairesinin benden istediği parayı durdur denilir. Vergi dairesi daha parayı istemeden hemen yürütmeyi durdurması lazım.  Eğer davada kişi haksız çıkarsa %10 haksız çıkma zammı öder. Aynı şey özel alacaklarda da vardır. Özel alacakta kişiyi icraya verdiğimizde benim böyle bir borcum yok diyip sonunda haksız çıkarsa %10 haksız çıkma zammı öder. Zammı öder buna da inkâr tazminatı denir. Ödemenin geciktirilmesi zam ile yetiniliyor; ama beyanname vermeyip devlet vergiyi geç alır hale gelmişse ona gecikme faizi uyguluyor. Mal bildirimi bir kişinin vergi dairesine borcu varsa bildirilmesi istenen eşya vergi borcunu yetecek kadar mal, para veya alacak yazı veya sözlü olarak bildirilir. Buna mal bildirimi denir. (Kısacası icra memurları eve geldiğinde borca yetecek kadar mal bildirimi yapılır.) Mal bildirimini yapılmazsa hapis cezası vardır. Mal bildirimi yapılırsa da hapisten çıkar, Devlet mal bildirimini önceden istiyor. Haciz yoluyla takibatın için ne mal varlığı var üzerine gidebilmek için istiyor.

Tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacak; vergi dairesi mükellefe gidip vergi alacağını almaya çalışıyor, alamıyor. 1 kaç yıl geçtikten sonra bu kanuni temsilcilerden olabilir. Kanuni temsilciden de alamazsa öyle kalır.
Devlet alacağını korumak için vergide 3 yöntem kullanıyor. Teminat isteyebilir, ortada hiçbir şey yokken işi güvenceye alalım diyor haciz koydurabilir ya ihtiyati tahakkuk yaptırarak daha doğmamış olan alacaklarını da hemen isteyebilir hale gelebilir. Maliye denetim yapıp, mükellefin vergi borcunu ödemeyip kaçacağı veya kurtulacağı düşünceye sebep olduğu anda hemen güvence altına almak için teminat isteyebilir. ( Banka teminat mektubu isteyebilir. ) Teminat olarak devlet tahvili istenebilir. İhtiyatı haciz önceden kaçma şüphesinde olan bir kişinin malını tutuklamak demektir. İhtiyatı tahakkuk; vadesi gelmemiş borçları hemen ödeme yükümlüğü getirilebilir. Kısaca ödenmeyen  vergi borcunun sonuçları; 1)gecikme zammı 2)mal bildirimi 3)ödenmeyecekse dava açılması bir de alacağı güvence altına alan teminat, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ile karşı karşıya kalır mükellef. Mükellef vergi borcunu ödemezse karşı karşıya kaldığı sonuçlar bunlardı ve mal bildirimi yapmazsa da hapse girer.

Vergi borcu ödenemezse ne olur?
Adam vergiyi ödemek istiyor; fakat ödeyecek durumu yok. Buna tecil denir, yani kişi vergi borcunu ödemeyecek durumda ise tecil ettirebilir. Tecil ettirirken mali durumunu gösteren belgeleri ibraz edecek. Şirketler ise bilanço, gelir ve nakit çıkış tablosunu gösterecek. Tecil ile vadesinde ödenmesi gereken borcu 3 yıla kadar aylık %1 faizli olarak erteleyebiliyor. Tecil çok zor duruma düşmüş büyük mükellefler için söz konusudur. Burada yetki ilin vergi dairesi başkanındadır. Eğer yurtdışında faiz oranları düşük ise vergi borcunu tecil ettirmek yerine düşük faizle borç alınıp tecil ettirilmeyebilir.
Vergini borcunu ödeme dışında sona erdiren sebepler; vergi borcunu ortadan kaldıran temel neden borcu ödemektir; ama ödemeden de vergi borcu ortadan kalkabilir. 1)Zaman aşımı 2)Terkin 3)Düzeltme 4)Reddiyat (devletten bir alacağımız var birde borcumuz varsa alacağımızı borcumuz say diyebiliriz buna reddiyet denir ya da geri verilmesi gereken vergi denir.)

Zaman aşımı;  vergi borcu zaman geçmesiyle ortadan kalkabilir.  Vergide zaman aşımı beyanname verme ve ödeme sürelerinin geçişinden sonra her birisi için 5 yıldır. 5 yıl geçtikten sonra devlet niye beyanname vermedin ya da niye borcunu ödemedin diyemez. Devlet bu durumda parayı isteyemez hale gelir. Özel alacaklarda zaman aşımı 10 yıldır. Örneğin 2012 yılı beyannamesi verilmemiş ve devlete vergi borcu ödenmemiş ise 2012’ten sonra 5 yıl beklenecek ve 2017 yılı sonuna kadar devlet niye bu beyannameyi vermedin demediği sürece ondan sonra isteyemez hale geliyor. 2 tane 5 yıl vardır. Zaman aşımının önemli olanı beyannamedir. Kısacası zaman aşımı bir beyanname için geçerli bir de beyanname verip vergi kesinleştikten sonra ödeme için geçerlidir. Ayrı ayrı 5 yıldır.
Motorlu taşıtlarda ise vergi idaresi tescille yaptığından beyan ile alınmadığından vergiler ilan edildiğinde motorlu taşıtlar vergisinde zaman aşımı sadece ödemede vardır. Yani 1.taksit ödenmezse o taksiti izleyen yıldan başlamak üzere 5 yıl içinde vergi dairesi istemezse zaman aşımı olur. Yani bu yılın zaman aşımı 2012 sonuna kadar devam eder.
Bir kişi beyannamesini zamanında vermemiş ise eksik vermişse bunun tespiti edilip doğru hale getirilmesi için devletin elinde 5 yıl vardır. Yani devletin beyanda bulunmayan mükellefi tespit için 5 yılı vardır. 5 yıl geçtikten sonra onların üzerine gidemez. Ödeme içinde 5 yıl vardır. ( ödemede 5 yılın pek bir anlamı yoktur. 1.5 yıl en önemli olanıdır.) kısacası 2 türlü zamanaşımı vardır. Bu da beyannamenin verilmesi ile iligli zamanaşımıdır. Zamanaşımını bir durduran nedenler var. Bir de kesen nedenler vardır: Zaman aşımının durunca kaldığı yerden daha sonra devam eder. Zaman aşımı kesilmesi ise tekrar sıfırdan başlaması demektir. Normalde 5 yıl içerisinde devlet denetim yapmayıp beyannameyi vermediğimizin farkına varamazsa mükellef vergiden kurtulur; ama denetim yapıp beyanname vermediğimizin farkına varırsa o 5 yıllık süre duruyor. Matrah takdiri beyanname verme süresini durduran tek nedendir. Yani kısacası devlet beyanname verilmediğinin farkına varırsa 5 sene içinde bunu komisyona sevk ediyor ve süre duruyor. Oradan yıllar geçsede süre kaldığı yerden devam ediyor. ( Yasa değişikliği ile oradan yıllar geçmeyecek süre 1 yıl uzayacak.) Ödeme süresini kesen kestiği anda yeniden 5 yıl olarak işleten çok neden vardır. Mücbir sebeble doğal afetler. Bu sebepten dolayı zamanaşımı kesilir. Kesildikten sonra tekrar sıfırdan başlar, mal bildirimi ve hacizde süresi sıfırdan başlatır.

Terkin; vergi borcunu ödeme dışında ortadan kaldıran diğer nedendir. Terkin; varlığını tamamen ya da kısmen kaybeden mükellefin vergi borcunun silinmesidir. İşletme mal varlığını kaybettiği ölçüde vergi borcu silinir. ( En az 1/3’ünü kaybedecek.) Vergi borcunun silinebilmesi için şartlar: 1)varlığın 1/3’ünü kaybetmesi lazım. 2)yangın ve diğer afetlerde mal varlığının kaybedilmiş olması gerekir.
Bir işletmenin mal varlığının ne kadarını kaybettiğini kim tespit edecek? Yangın olduğu zaman vergi dairelerinde bağlı takdir komisyonu ile tespit edilir. (Sigortada takdir komisyonu raporunu istiyor.) Örneğin araçlar yanarsa motorlu taşıtlar vergisinden kurtulursun diğer vergilerden kurtulamazsın.

Düzeltme; vergi borcunu ödeme dışında ortadan kaldıran nedendir. Düzeltme; vergi borcu düzeltilerek de ortadan kaldırılabilir. Mükellefler kendi beyanına itiraz edemez; ama hata yaptım diyebilir. Hesap hatası yapabilir ama günümüzde elektronik ortamda olduğu için bu mümkün değildir. Kasten bilerek vergi dairesine eksik bildirmek hata değildir. Hatalar düzeltilerek vergiden şu şekilde kurtulunur; mükellef eğer vergiyi fazla vermişse düzeltme beyanı gönderip ve fazla kısmını devlet iade ediyor. Devlet bir mükellefi denetlediğinde bir fark bulduğunda bunu öde diyor. Mükellef ise denetçiye sen yanlış yaptın diyebilir ve bunu vergi dairesi düzeltebilir. Örneğin vergi dairesinde öde eksik vermişsin diye bir bildiri aldığında buna ihbarname denir. Mükellef bir dilekçe yazarak düzeltilmesini isteyebilir. Eğer düzeltiyorum ben doğru yaptım derse dava açılabilir. Kısacası mükellefin beyannamesindeki hata fazla bildirince olur eğer fazla bildirince bunun düzeltilmesi için beyanname verildiğinde de vergi borcu ortadan kalkar. ( 2 yıl içinde düzeltirilmesi gerekir. Kanun böyledir.)

Reddiyat; fazla ve yersiz olarak alındığı anlaşılan vergiler iade edilir ya da diğer vergi borçlarından mahsup edilir.Reddiyat; ihracatçılar mail ihraç ettikten sonra daha önce ödedikleri KDV’yi geri istiyorlar devlette bunu inceliyor ve bekletiyor. Fazla ve yersiz alınan vergiler kesinleştiği tarihten itibaren 3 ay içinde ödemezse vergi dairesi faiziyle beraber olur. Tabi faiziyle beraber ödemesi için verginin fazla ve yersiz olarak alındığı kesinleşmiş olması gerekir. Kısacası reddiyat ödenen fazla verginin düşülmesi ya da yersiz olarak alındığı anlaşılan vergilerin iade edilerek borçtan kurtulunması demektir.
Vergi Denetimi; buradaki denetim mükellefin denetimidir. Devlet alacağı vergiyle ilgili olarak mükellefi denetliyor. Beyanname verenleri denetliyor. Denetimin amacı; vergiler beyan usülüne göre alındığından beyanların doğruluğunu sağlamak ve araştırmaktır. Motorlu taşıtlar ve çevre temizlik vergisi dışında bütün vergiler beyanname ile alınıyor. Beyanname ile alındığı için mükellefin beyanının doğruluğu araştırılacaktır. ( tabi devlet bütün mükelleflerin beyanına bakamaz, kontrol edemez hepsinin doğruluğuna) anca birisi ihbar ederse ya da banka kararı ile vb. gibi kısacası beyanın denetimi vergi denetimi anlamını taşıyor. Denetim 2 türlü yapılır. 1) vergi beyanını vermeden önce 2) beyannameyi verdikten sonra gerçek denetim beyannamesi verdikten sonra yapılır. Beyan öncesi denetim adam eksik bildirmesin diye caydırıcı denetimdir. Türkiye’de beyanöncesi denetim fazla etkili değildir. Bir daha söylersek vergi denetimi beyanname denetimidir. Gelir vergisi beyannamesi vb. gibi Buradaki beyanname aslında buzdağının görünen kısmıdır. Bu beyanın arkasında bir sürü hesap hareketleri, bilanço vb. gibi şeyler vardır. Buradaki denetim beyanın doğruluğunun denetimidir.
Bir denetçi ( vergi müfettişi) vergi mi kaçırıyorsun, eksik mi verdin bunu nasıl ispatlar?  Yemin dışında her şeyle ispatlar yemin dışında bütün deliller kullanılır. Yani bir adam bak yemin ediyorum ki bu adam vergi kaçırıyor, fatura kesmiyor demesi geçerli değildir; ama diğer hukuk davalarında yemin geçerlidir. 2) Vergide şahitlik geçerlidir. Örneğin işçinin ben ücretimi asgari ücretten değilde daha yüksekten alıyorum demesi gibi. İspat yükü vergi dairesine aittir, iddia eden( müddeyi iddiasında ispatlamak ile yükümlüdür.
Olayın özelliğine göre mutat olmayan ( alışılmış olmayan) durumdan mükellef ispat eder. Örneğin; bir adam evine kiraya veriyor ve rayiç değeri  500 tl olmasına rağmen 100 tl derse burada bir mutat olmayan bir iş var. Bu durumda mükellef ispat eder bu durum da mükellef benim yakınımdı onu kayırmaya çalıştım gibi şeyler söyleyerek ispat yükümlülüğü vardır.

Denetim yönetmleri;  4 tane vergi denetimi vardır, yani beyanname doğru verilmiş mi? Eksik yapılmış mı? Vergi kaçırılmış mı? Vergi kaçakçılığı yapılmış mı diye 4 denetim vardır. 1) yoklama 2) inceleme 3) bilgi toplama 4)istihbarat ve ihbar

Yoklama; ön denetim; beyandan önce yapılır. Bu adam acaba vergi dışı bir iş yapıyor mu? Faturasız satış yapıyor mu? Belgesiz iş yapıyor mu? İş yerini yoklayıp işçilerine ne kadarasgari ücret ödediğini sorgulayabilir. Örneğin bir büfeye gidip bu yaptıkların için fiş veriyormusun diye kontrol etmekte yoklamadır. Defterler tutulmuş mu? Defterler tasdik ediliyor mu? Bütünbunları yoklama memuru dediğimiz vergi dairesi memurları yapıyor. Bunlar denetçi değillerdir; ama bunlar da belgelerin kontrolünü yapacak kişilerdir.

İnceleme; Gerçek bir denetimdir.Mükellefi yaptığı beyan dolayısıyla her yönden araştırmak,tespit etmek,verginin doğruluğunu güvence altına almak için yapılır.2 şekilde yapılır.Tam İnceleme:Mükellefin her işlemi için incelenir.Örn;Ticari işletmeler için stokların,alacakların,borçların incelenmesi.Birden çok vergi veya vergilendirme dönemi için inceleme yapılır.Genellikle belli bir konu üzerinde yapılır.Sınırlı inceleme:Belirli bir konunun incelenmesini içerir.Tam inceleme dışında kalan konular olabilir.
İnceleme ilkeleri:Yapılacak denetimde müfettişlerin uyması gereken kuralları içerir.Adil,eşit vs.Burada önemli olan özellik vergi denetim elemanı , mükellefin lehine olan şeyleri de ortaya çıkarması gerekmektedir.Örneğin mükellef  fazla vergi ödemişse bunu vergi denetim elemanı belirtmelidir.
İncelenen Mükellefler:İkiye ayrılırlar.Büyük mükellef, Küçük ve Orta boy mükellefler.Bunların vergi daireleri de ayrıdır.Büyük mükelleflerin neredeyse tamamı kurumlar vergisi öder.Bu ayrımın sebebi ;büyük mükellefleri daha gelişmiş düzeyde denetimciler denetliyor.Küçük ve orta boy mükellefleri daha kıdemsiz denetimciler denetliyor.
İnceleme Elemanları:3’e ayrılırlar.1-)Görevi Doğrudan Vergi Denetimi Olanlar:Vergi müfettişleri ve vergi müfettiş yardımcıları,vergi dairesi müdürleri.2-)Dolaylı Yetki Sahibi Denetçiler:Gelir idaresi başkanlığı müdürleri vs. 3-)Yeminli Mali Müşavir:Türkiye’de bu görevi yapamazlar.Türkiye’de vergi denetimi kamu görevidir.YMM’lerin görevi beyanın doğruluğunu onaylamak vs.Anayasamıza göre vergi denetimi gibi kamu görevlerini  memurlar ve yardımcıları yapar.
İncelemenin Yürütülmesi:Büyük mükellefleri kıdemli hesap uzmanları ve gelir  idaresi başkanlığı denetler.

Bilgi Toplama: Çeşitli kamu kurumlarından,bankalardan vs mükellefe vergiyi doğuran olayla ilgili bilgi toplama ya da bu bilgi mükellefle iş yapan 3. Bir kişiden istenebilir.1-)Devamlı veya Belirli Aralıklarla:Nüfus idaresi,tapu kadastro,noterden belirli aralıklarla ya da düzenli bilgi alınabilir.2)Kimlik numarası başlı başına bilgi verme aracıdır.3-)İhbar yoluyla da toplanabilir.Kamunun zarara uğramaması amaçlanır.

İhbar: Her türlü vergiyle ilgili yanlış,eksik beyanname bilgisi,çift defter kullanma bilgisi ya da saklandığının bilgisidir.Bunları ihbar eden ödüllendirilir.Çift defter:Resmi ve gayri resmi hesapların olmasıdır.Kayıtdışı işlemleri,bankacılık sistemine girmeyen faturasız işlemler vs. ayrı bir hesapta işlenir.İhbarlar isimsiz olamaz.İhbar edenin kimliğinin belli olması gerekir.İhbar edene yüzde on ikramiye verirlir.

Vergi Mahremiyeti: Türk vergi sisteminde mükellefin özel hayatı ve kişiliği,serveti,mesleği açıklanamaz.Böyle gözükse de aslında bunun mahremiyetle bir ilgisi yoktur.Bir de vergi sırları vardır.Vergi sırrı ile mahremiyet birbirine karıştırılmamalı.Devlet güvenliğine ilişkin sırlar açıklanamaz.Örneğin doktorlar hastaların hastalıklarını,kişiliklerini ya da avukatlar müvekillerinin kişisel bilgilerini açıklayamaz.Sadece ücretler açıklanabilir.Bu mahremiyete girer.Sırlar devlet güvenliğinde,ticarette ve sanayide olur.Üç durum da mahremiyeti ihlal eder.Vergi kaçakçılığı yapanlar(sahte belge,naylon fatura,defterleri yok edenler),vergi borcunu ödemeyenler in ilanı vergi mahremiyetine aykırı değildir.

Denetim Sonuçları: Her türlü yöntemle yapılan denetim sonucunda ilk çıkabilecek durum temiz olmasıdır.Yani beraat durumudur.Zaten bir kişinin suç işlemediği esastır.İlla suç işledi diye denetim olmaz.Bu denetimler rutin de olabilir.Yani ilk durum beyanın doğru olduğu, herhangi bir vergi suçu olmadığının ortaya çıkmasıdır.Diğer bir durum eksiklik çıkması ya da zamanında verilmemesidir.Devlet bunu tamamlatmak ister.Buna ikmalen tarhiyat denir.Bu eksiklik şu şekilde ortaya çıkabilir.Faturanın eksik yazılması,kiranın yazılmaması,bunu eksik bildirmesidir.Ama eksikliğin ölçüsü yoktur.1 TL de aynı eksiklik 500 TL de aynı eksikliktir.Denetimde en çok çıkan sonuçtur.Matrahın tamamen ya da kısmen  tespit edilememesine de re’sen tarhiyat denir.Burada eksiklik defterlerdeki kayıtların eksikliği değildir.Defterlerin,kayıtların yok olmasıdır.Daha ağır bir suçtur.Re’sen tarhiyatı inceleme elemanı ve takdir  komisyonu yapar.Denetçilerin hepsine inceleme elemanı denir.Takdir Komisyonu:3 tane vergi idaresinden,iki tane de mükellef temsilcisi olmak üzere toplam 5 kişiden oluşur.Bilirkişi de bu komisyondadır.Ama özel durumlarda danışılır.Ancak teknik olaylarda bilirkişilere gidilir.

Vergi Cezaları ve Suçları: Suç,tamamen hukuka aykırı bir durumdur.Suçlarda mahkemenin verdiği hürriyeti bağlayıcı ceza ya da para cezası vardır.Kabahatlerde ise hangi kabahat işlenmiş ise o idarenin verdiği ,genelde para cezasıyla sonuçlanma vardır.
A-)Kabahat ve Cezalar:Vergilerde 2 türlü kabahat vardır.
1-)Vergi Ziyanı:Devleti vergi kaybına uğratmaktır.
2-)Usulsüzlük:Şekle ve usule aykırılıklar(Genel,Özel)
B-)Suç:Vergi Kaçakçılığı:Hapis cezasıyla sonuçlanan suçtur.Tek vergi suçudur.suçudur. C-)Diğer vergi suçları
Vergi Ziyanı:Parasal yaptırımı olan bir kabahattir.Mükellef beyannameyi zamanında vermezse ya da eksik beyanname verirse cezası kayba uğrattığı vergi tutarıdır.Bu suçu her mükellef işleyebilir.Burada devlet bir anlamda kayba uğratılıyor.

Usulsüzlük: Vergi suçlarının en hafifidir.Suç hafif olduğu için cezası da hafiftir.Genel usulsüzlük hafif,özel usulsüzlük ise çok ağır cezalandırılıyor.Özetle usulsüzlük belgeyi eksik,yanlış yapmaktır.Defterleri eksik yapmak diyebiliriz.Ya da beyannamedeki hatalardır.Bunlar şekildeki hatalardır.Genel Usulsüzlük:1.Derece:Beyannamenin süresinde verilmemesi,defterlerden birinin tutmamış olması,defterlerin geç tasdik ettirilmesi.2.Derece:Beyannamelerde şekil yanlışlığı vs.

Özel Usulsüzlük: Belge düzeninin yerleştirilmesi ile ilgili yapılan düzenlemeleri içerir.Fatura ve fatura yerine geçen belgelerin alınıp verilmemesi,vergi levhası bulundurmama,muhasebe düzenine uymama vs.Özel usulsüzlük belge ve muhasebe suçlarıdır.
Vergi Kaçakçılığı: Tek vergi suçudur.3 tür işlenebilir. Birinci tür:Hesap ve muhasebe hilesi yapmak yani hesaplarla oynamak,çift defter kullanmak,ama bunun suç olabilmesi için devlete ödenecek vergide azalma gerekir,defterleri gizlemek,içeriği yanıltıcı belge kullanmak(Faturada,ücret ödemesinde,satışlarda vs olabilir)Gerçek bir duruma dayanır.İkinci Tür:Defter kayıt ve belgeleri yok etmek,ortadan kaldırmak,sahte belge kullanmak.Buna naylon fatura yolsuzluğu da denir.İşletme sahibi eşini ve çocuklarını sigortalı yapmak için onları orada çalışıyor gibi gösteriyor.Sahte belgeyi düzenleyen ve kullanan da suçludur.Üçüncü Tür:Maliye Bakanlığı ile anlaşması olan kişilerin basabileceği belgeleri anlaşması olmayan bir yerde basmak ve bu belgeleri bilerek kullanmak.Kaçakçılık,Türkiye’de işlenebilecek en ağır suçtur.(Vergi anlamında)Vergi kaçakçılığı suçu devletin kamu güveni aleyhine işlenen suçtur.
Kara Para Aklama Suçu: Suçta kasıt önemlidir.Suçun manevi unsuru kasıttır.Vergi kaçakçılığıyla bağlantılı suçtur.Kişi sahte belge düzenleyip kullanarak bir parayı başka bir paraya dönüştürüyorsa ve bundan gelir elde ediyorsa buna vergi kaçakçılığı yoluyla kara para  denir.Bu kara parayı transfer yoluyla başka ülkelere aktarma gibi parayı yasal yollardan kazandığını gösteren işler yapmasına ise kara para aklama diyoruz.Bu suçun tespitinde Mali Suçları Araştırma Kurulu görevli ve yetkilidir.Maliye Bakanlığına bağlıdır.
Diğer Vergi Suçları: Kamu görevlisi vergi mahremeiyetini ihlal ederse buna vergi mahremiyetini ihlal suçu denir.Kamu görevlilerinin mükellefin özel işlerini yapmasına mükellefin özel işini yapma suçu denir.Mükellefin mahremiyetiyle ilgili bilgilerin açıklanması mükellefin haysiyet,şeref ve kişiliğine tecavüz edilmesidir.
Cezalandırma Süreci: Vergi ziyaı,usulsüzlük,kaçakçılık birbirinden bağımsızdır.Yani hepsi ayrı ayrı cezalandırılır.Bir fiille 3 tane suç işlenmişse bile üçünün de cezası ayrı ayrıdır.Kaçakçılık suçunu tespit eden inceleme elemanları bu suçu Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir.Diğer 2 kabahat vergi dairesine bildirilir.Cezalandırmayı vergi dairesi yapar.Vergi dairesi, cezayı kesmek için ceza mahkemesini beklemez.Çünkü ikisi de birbirlerinden bağımsız kurumlardır.Vergi dairesi cezaları ceza ihbarnamesiyle keser.Tebligattan sonra dava açma süresi  1 aydır.Ödeme süresi dava açma süresinden sonra 1 aydır. Yani cezayı  ödemek için 2 ay süre vardır.

Ceza Kesilmeyen Haller: 1-)Yanılma ve Görüş Değişikliği:Eğer mükellef yanılmışsa(vergi dairesi tarafından ya da vergi dairesi görüş değiştirmişse) ceza kesilmez.Mükellef özelgelerle yanıltılabilir.Yani mükellef vergi konusunda tereddütlü olursa açıklama isteyebilir ve bu durumda vergi dairesinden yazı ister.Eğer bu belgede yanlış bilgi verilirse ceza kesilmez.Eğer yanılma ve görüş değişikliği varsa gecikme faizi ödenmez.Sadece vergi ödenir.Eğer vergi dairesi sirküler yoluyla mükellefi yanıltmışsa ceza kesilmez.Bu sirkülerde bir görüş değişikliği olmuşsa ceza yoktur.Buradaki karar geçmişe gitmez.Eğer danıştay içtihadını değiştirmişse yine ceza kesilmez.Bu durumda mükellef hem cezadan hem gecikme faizinden kurtulur.
2-)Ölüm:Hürriyeti bağlayıcı suçu gerçek kişiler işler.Gerçek kişi öldüğü zaman ceza ortadan kalkar.
3-)Pişmanlık ve Islah:Vergi beyanını yapmayan kişilerin düzeltme beyanı yapması durumuna pişmanlık diyoruz.(Kaçakçılıkta ceza kalkmaz,bu durum sadece cezayı hafifletir.)Burada ceza ortadan kalkar ama gecikme faizi vergiyle birlikte alınır.Burada sadece vergi ziyaı cezasından kurtulunur.(Usulsüzlük ve vergi kaçakçılığı cezası vardır.)İhbar ya da incelemedin önce bildirim yapılırsa,Beyanname verilmemişse bildirimden sonra 15 gün içinde verilirse vergi ziyaı cezası kesilmez.Bunu genelde küçük  ve orta boy mükellefler kullanır.
4-)Zamanaşımı:Vergi ziyaı için 5 yıl,usulsüzlük için 2 yıl zamanaşımıdır.Vergi kaçakçılığının zaman aşımı ceza kanununa göre minimum 8 yıldır.1 yıl hapis yiyecekmiş gibi zaman aşımı hesaplanır.
5-)Belli Hadde Ulaşmayanlar Kesilmez:19 TL’ye vergi ziyaı ulaşmadıkça ceza kesilmez.(19 TL 2014 rakamı)

Cezalarda İndirim: Eğer dava konusu yapılmayan cezaların ödeneceği bildirilirse;Vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı,sonrakilerde üçte biri,usulsüzlüklerde üçte bir oranında indirilir.Burada sadece cezaya indirim vardır.Vergiye indirim yapılmaz.

Vergi anlaşmazlıkları: Kaçakçılık suçu hariç vergi ziyaı ve usulsüzlükte geçerlidir.Burada anlaşmazlık vergi idaresi ve mükellef arasında olabilir.İdari yargı içinde çözülebilecek bir anlaşmazlıktır.Örneğin vergi cezası veya vergi farkı için olabilecek anlaşmazlıklardır.
1-)Uzlaşma:Türk Vergi Sitemine özgüdür.Vergi cezası indirimle ödenebilir.Bu uzlaşma idare ya da denetim elemanlarıyla olabilir.Burada hem vergi hem de cezada indirim olabiliyor.2 uzlaşma yöntemi vardır.
A-)Tarhiyat Öncesi:Daha vergi cezası kesilmeden ya da bildirilmeden yani denetimde olur.İnceleme elemanlarıyla uzlaşma yapılır.
B-)Tarhiyat Sonrası:Dava açmadan önce vergi idaresiyle uzlaşılır.Burada ceza kesilmiş,bildirim yapılmıştır.
Vergi dairesinin kestiği cezalara,ödeme emirlerine,hacizlere karşı dava açılabilir.Dava açma süresi tebligattan sonra 15 gün içinde (Uzlaşma olmadığında),ödeme emirleri ve hacizlerde 7 gündür.Dava duruşmasızdır.Ama duruşma istenebilir(Kabul edilirse).Dava açılınca vergi zam ve cezalar durur.(Dava sonuçlanana kadar).Dava mükellef aleyhine sonuçlanırsa devam eder.
Not:Tebliğ tarihi = Bildirimi alma tarihi