21 Eylül 2016 Çarşamba

İsviçre Gezisi


Efendim Merhabalar,

23 Ağustos- 28 Ağustos tarihleri arasında İsviçre seyahatindeydim. İsviçre ile gezdiğim ülke sayısı 24 oldu. Daha önceki gezilerimden farklı olarak da şehirler arası ulaşımımızı araba kiralayarak yaptık. Gezimin bir gününde ise İsviçre'nin komşularından Fransa ve Almanya'ya gittim. Genel itibariyle İsviçre'nin doğasına hayran kaldım. Sizlerle gezinin detaylarını paylaşıyorum. Öncelikle İsviçre hakkında genel bilgi vermeliyim. Sorularınızı, tavsiyelerinizi vb. yazımın sonundaki hesaplardan tarafıma ulaştırabilirsiniz. Birkaç fotoğraf hariç, fotoğrafların tümü bana aittir. Küçük görünen fotoğrafların üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.




Ülke Hakkında Genel Bilgi



Haritaya baktığımızda Avrupa kıtasının ortasında yer alan küçük bir ülke olarak karşımıza çıkmakta. Küçük bir ülke dediğime bakmayın; gelişmişlik düzeyi, yaşam seviyesi, ekonomik gücü, kişi başına düşen milli gelir, ileri teknolojiyi kullanma, ar-ge çalışmaları vs. bir çok konuda dünyanın en güvenilir ve önde gelen ilk ülkelerinden biri. Batı Avrupa’nın merkezinde yer alıyor. Etrafının AB ülkeleri tarafından çevrelenmiş olmasına karşın, İsviçre AB üyesi değil; ama Schengen grubu içerisinde yer alıyor. Kuzeyde Almanya, güneyde İtalya, batıda Fransa ve doğuda Avusturya ve Lichtenstein Prensliği yer almaktadır. Yüzölçümü 41.285 km2 yani Konya ilimizden azıcık daha geniş; yalnız yüzölçümünün büyük bir kısmı dağlar ile kaplıdır. 4.000 metrenin üzerinde ve karların hiç erimediği 48 zirve yer alıyor. Denize kıyısı olmayan; fakat bu durumu hiç belli etmeyen büyük göllere sahiptir. Göllerinde vapurlar seferleri işlemekte ve enfes bir manzara sunmaktadır. Ayrıca Basel şehri, İsviçre’nin liman kenti de diyebiliriz; çünkü Ren nehri üzerinden Hollanda’nın Rotterdam limanına taşımacılık yapılmaktadır. İsviçre bugünkü federal devletin temeli 1291 yılına dayanmaktadır. O tarihte 3 kanton herhangi birinin saldırıya uğraması halinde birbirinin yardımına koşma konusunda anlaşmışlar. Bu anlaşma ise her üç kantonun da halkın oylaması sonucunda gerçekleştiği için, ülkedeki demokrasinin de
başlangıcı sayılıyor. Özetle İsviçre’de 700 yılı aşkın demokrasi var
.




İsviçre, resmi adıyla İsviçre Konfederasyonu (Latince:Confoderatio Helvetica, CH kısaltması) geniş özerkliğe sahip 26 kantondan oluşuyor. Başkent ise Bern’dir. Her kanton’un kendi anayasası, kanunları, parlamentoları, hükümetleri ve mahkemeleri vardır. Yani İsviçre’nin çok bağlayıcı olmayan genel bir anayasası mevcut; lâkin her bir kantonun birbirinden farklı anayasa ve kanunları vardır. Örneğin başörtülü öğrencilerin eğitim hakkı bazı kantonlarda serbest iken, bazılarında yasaktır. Dış politika vb. konularda ise federal mevzuatı geçerli kılmışlardır.


İsviçre, doğrudan demokrasinin en yoğun uygulandığı bir ülke olmakla meşhurdur. 18 yaşını dolduran vatandaşları oy hakkına sahiptir. Senede üç-dört defa, çeşitli konularda oy kullanılıyormuş. Mesela mahallenizde yüksek katlı bir bina yapılacak diyelim; geçerli ve mantıklı bir nedenden dolayı belli bir sayıda oy toplamanız halinde bu inşaatın önüne geçebilirsiniz. AB üyeliği, işsiz vatandaşlara maaş bağlanması vb. birçok konu halkın oyuna göre karar alınmaktadır. 

İsviçre yaklaşık 8 milyonun üzerinde nüfusa sahiptir. Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanş dilleri resmi dil olarak kabul edilmektedir. Ülkenin, Confoderatio Helvetica olan resmi adı ise Latince oluşunun sebebi, bu dört resmi dilden herhangi birine öncelik verilmemiş olmasıdır. Bulunduğunuz yer hangi komşu ülkeye daha yakın ise orada o dil konuşuluyor. İsviçreliler anadili dışında diğer resmi dillerden birini daha öğrenmek zorundadır. Genel itibariyle halk 3-4 dil bilmektedirler. 

İsviçre, tarafsız bir ülke olarak bilinmektedir. Bunun sebebi ise savaşlara dahil olmamasıdır. Çözüm arayan taraflar arasına barış merkezi olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarafsızlık ilkesi gereği birçok uluslararası kuruluşun merkezi bu ülkede yer alıyor. 


İsviçre Ekonomisi

İsviçre’nin bir diğer önemli başlığı ise ekonomisi… Ekonomiyi özetleyecek olursak; kişi başına düşen milli gelir, 2015 yılında $58,600 ile dünyanın en önde gelen ülkelerinden biridir. İşsizlik ise 2015’te %3,3 seviyelerinde. Enflasyon %-1,1 bir önceki yıl %0 olarak açıklanmış. İhracat $270,6 milyar, ithalat $214,8 milyar. Büyüme ise %0,9. Çalışan kesimin sektörlere dağılımı ise %73 hizmet, %23 sanayi, %4 tarım. Tarım’da çalışan kesim az; fakat yüksek kalite verim elde ediyorlar. Özellikle süt ve peynir konusunda popülaritesini bilmeyen yoktur. Sanayi sektöründe çalışanlar ise daha çok; saat, makine, çikolata ve kimya sanayilerinde yoğunlaşmışlar. Hizmet sektörü ise; bankacılık, sigortacılık ve turizm olarak belirtebiliriz. Bankacılık ve Sigortacılık konusunda dünyanın en iyisidirler. Kaliteli ürün/hizmet üretilmektedir. İsviçre’nin markalarına ise bu linkten bakabilirsiniz, zaten çoğunu biliyorsunuzdur. 

Seyahat tarihimde parite 1 CHF=3,05 TRY idi. Güncel kur için tıklayın. Pahalı bir ülke Türkiye’deki fiyatları 3-4 ile çarpınız.


Ulaşım

Seyahatlerimi genel itibariyle uçak bilet fiyatına göre ayarlamaktayım. Swiss havayollarından 4 ay öncesinden promosyon uçak biletimi Gidiş-dönüş 380 TL ye aldım. 
İsviçre ile ülkemiz arasında bir saatlik zaman farkı var. Uçuş ise yaklaşık 3 saat sürdü. Ücretsiz olarak kalem kutusu kadar bir kutuda aperatif yemek verdiler. İçerisinde ana yemek(baharatlı soslu pilav) tatlı, tereyağı ve kaşar peyniri vardı ve yemek sonrası sıcak içecek ikram edildi. Tüm bunlardan sonra ise İsviçre çikolatası ile meşhur olmasından dolayı, herkese küçük bir sütlü çikolata ikramı yaptılar. Bu ikramdan ve hizmetten çok memnun kaldım. Türk Havayolları da fındık dağıtıyor, bu ikramların ülke tanıtımı için önemli olduğu kanısındayım. 


Uçaktan dışarıyı seyrettiğimizde yolculuğun orta kısımlarından sonra başlayan harika manzara İsviçre sınırına yaklaştıkça daha da muhteşem olmaya başlamıştı. Uçağımızdan dağ manzaraları, karların erimediği zirveleri, ormanları, gölleri ve nehirleri izleyerek seyahatimiz resmen başlamıştı. 




Atatürk havalimanından 13.15’te başlayan uçuşumuz yerel saatle 16.00 civarında Zürih havalimanındaa son buldu. Havalimanı çok sakindi. Atatürk havalimanındaki insan kalabalığı burada yoktu. Resmen terk edilmiş bir havalimanı gibiydi. Pasaport noktasına geldiğimde de kuyruk yoktu, millet nerede yanlış bir yerde miyim diye şaşırmıştım. 

Pasaport işlemlerini de bitirdikten sonra, Zürih merkezine tren yolculuğu ekonomik ve pratik olduğu için treni tercih ettik. Havalimanından şehir merkezi arası tren bileti 6,60 CHF, yolculuk süresi 15 dakikadan daha kısa idi.

Ve Zürih’teydim.


Gezdiğim Yerler

Gezimizi 23-24 Ağustos bir buçuk gün olacak şekilde Zürih’ten başlattık, 25 Ağustos sabahı otelden ayrıldık, havalimanından kiraladığımız arabayı alarak İsviçre'nin doğusunda yer alan İtalya sınırına çok yakın olan şehri Lugano’ya kadar gidip, akşam 21.00'de üç gün konaklayacağımız Basel'deki otele gelecek şekilde döndük. Ertesi gün Fransa ve Almanya sınırına 10 km mesafedeki Basel'den Fransa'ya geçip Colmar ve Strasbourg’a gittik. Dönerken de sınırın karşı tarafı Almanya'ya geçip Baden Baden ve Freiburg’u şehirlerini görerek Almanya hattından saat 21.00’de Basel’deki otelimize döndük.  Bir sonraki gün Luzern, İnterlaken, Bern’e şehirlerine gittik. Son gün Basel'den yaklaşık 1 saatlik yolculukla havalimanına ulaştık. 

Zürih



Tren istasyonuna vardıktan sonra, bavullarımızı otelimize yerleştirmek için harekete geçtik. Otelimiz tren istasyonuna yürüyerek yakın bir konumdaydı. Zürih'de iki gece konaklayacak ve 2 gece için kişi başı 107 CHF ödeme yapacaktık. Biraz dinlendikten sonra 15 dakikalık yürüyüşle şehir merkezine geçtik.



Zürih, İsviçre'nin en büyük şehri olması yanında dünya da ekonomi ve finans merkezlerinden biri olarak konumlanmakta. Sanılanın aksine başkent Zürih değil, Bern'dir.  Nüfusu 1.8 milyondur. Şehrin en meşhur ve dünyanın en pahalı caddelerinden biri olan Bahnhofstrasse birçok dünyaca ünlü markaya ev sahipliği yapmaktadır. Caddedeki mağazalardan en çok dikkatimi çeken ise saat dükkanları oldu. Muhteşem saatler yer almakta; fakat inanılmaz derecede pahalılar. Mağazalardaki vitrinler birer sanat eseri gibi dizayn edilmiş. Cadde üzerinde tramvay sıklıkla geçmektedir. Paradeplatz tramvay yollarının çevrelemiş olduğu bir hoş bir meydan haline bürünmüş. Hemen bu meydanda dünyanın en büyük İsviçre bankalarından, UBS ve Credit Suisse Group'un merkezleri yer almaktadır.





Şehir çok eski yapılara sahiptir. İsviçre'nin tarafsızlık ilkesi ve savaşlara katılmamış olmasından dolayı çok eski yapıların günümüze kadar geldiğini görmekteyiz. Eski binaların üzerinde inşa tarihleri yazmakta, bazı tarihlerin 700-800 yıl öncesine ait olduğunu görünce şaşırmıştım.




Zürih Limmat Nehri ve adını verdiği Zürih Gölü çevresinde kurulmuş. Ülkenin denize kıyısı olmadığından bahsetmiştim; ama suyu çok etkin kullanıyorlar. Göl ve nehrin üzerinde botlar etkin bir şekilde çalışıyor. Şehrin sakinleri de mesai sonrasında kendilerini suyun etrafına atıyorlar. Ülkede mesai erken başlayıp, erkenden bitiyor. Sabah 6'da şehrin büyük bir çoğunluğu uyanık halde, akşam 6'dan sonrada neredeyse her yer kapalı. Erken biten mesai sonrasında çalışanlar kendilerine ayırabilecekleri bir zaman oluyor.  Bazısı koşuyor, bazısı gölde su sporuyla uğraşıyor. Genellikle de yiyecek ve içecekleriyle birlikte güneşin batışını gölün ve nehrin etrafından izliyorlar.




Şehrin her köşesinde çok sayıda çeşme yer alıyor. Sular da içilebilir. Hatta bir kafede çalışan garson, sokakta yer alan çeşmeden su doldurarak müşterisine su sunduğuna şahit oldum.

İsviçre Ulusal Müzesine gitmenizi tavsiye ederim. Tren istasyonunun arka caddesinde yer alıyor. Landesmuseum Zürich veya Swiss National Museum diye geçen bu müze İsviçre hakkında birçok konuda bilgi sunmakta. Şato tarzı şık bir mimariye sahip olan bu müzenin bilet fiyatı 10 CHF.




Dünyanın en iyi üniversitelerinden olan ETH ve Zürih Üniversitesi bu şehirdedir.



Zürih şehir merkezi tepeler tarafından çevrilmiş konumda. Waidberg tepesinden şehrin panoraması seyredebilirsiniz.

Akşama doğru ise FIFA Genel Merkezini ve geceliği 14.000 CHF'e kadar ulaşan meşhurların oteli The Dolder Grand'ı da görmüş olduk. Otel 1899'da inşa edilmiş. Çok güzel bir yapıya sahip.


Akşam yemeğinde ise sahibi Türk olan Yavuz Bey'in misafiri olarak FIFA ve Grand Dolder Otelin hemen yakınında Zürcihberg'te bulunan Tepe Zürich restoranındaydık. Tepe Zürich ormanın içi gibi bir konumda, çok sayıda tenis kortların olduğu bir sosyal tesisin ortasında Zürih'e tepeden bakan ferah ve elit bir müşteri gurubuna hitap eden bir restoran. Biz yemek yerken dünya klasmanındaki bazı tenisçiler antrenman yapıyordu. Güneşin batışıyla birlikte, orta doğu mutfağından harikulade lezzetlerin tadına vardık. Aynı zamanda bu mekanda kahvaltıda yapılabiliyor. Güzel, sakin, huzurlu, helal ve manzaralı restoran arayanların tercihi kesinlikle Tepe Zürih @tepezuerich olmalı. (TEPE Zürich Oberer Heuelsteig 30 8032 Zürih İsviçre Yol tarifi al )

İsviçre'de Araç Kiralama

3. gün sabahı kiraladığımız aracı almak üzere Zürih Havalimanına gittik.  Havalimanında tüm araba kiralama şirketleri için güzel bir alan ayırmışlar. Büyük bir salonun içerisinde dairesel bir şekilde firmalar sıralanmış.  Araç kiralamak için Booking.com ile aynı grup olması, en azından booking.com'un firmalar üzerinde bir denetim basamağı oluşturması ve ücretsiz iptal seçeneğinden dolayı rentalcars.com sitesinden Alamo firmasını tercih ettim. Volkswagen Passat kiralamıştım ve ona göre de daha yüksek bir bedel ödemiştim; fakat o gün o aracın olmadığını duyunca hayal kırıklığına uğradım. Onun yerine alternatif olarak Renault Kadraj, Mazda CX-3 ve Opel Mokka seçeneklerini sundular. Sıfır kilometre olmasından dolayı Opel Mokka'yı tercih ettik.


Türk ehliyeti geçerli; fakat üzerinde İngilizce ifadelerin olup olmadığını kontrol ettiler. 3 günlük kiralama için 1.287. TL ve 25 yaşından küçük olduğumdan dolayı da genç sürücü farkı olarak 77 CHF ödedim. Bu ödemelerin içerisinde full sigorta opsiyonunun olduğunu da belirtmeliyim. Alamo firması depozito olarak kredi kartımdan da 500 CHF bloke etti. Aracı teslim ettikten iki gün sonra bloke tutarını iade ettiler. Yakıt deposu dolu teslim edilip, dolu geri alınıyor. Aracı iade ederken benzin deposu eksik ise depozito miktarından benzin litre fiyatını yüksek baz alarak dolum yapıyorlar. İsviçre'de yaklaşık 1.500 km yol katettim. Üç kez benzin aldım. Benzini kendiniz dolduruyorsunuz iki kez pompa cihazında kredi kartı okuttuk birkez benzin tutarını nakit ödedik. Fransa'da 66 EUR'luk ve İsviçre'de ise 81 CHF'lik toplamda benzin aldım. Yakıt fiyatı litresi 1.30-1.45 Euro veya CHF arasında.

İsviçre'de Araç Kullanmak

Neden araç kiraladığımı da anlatayım. Swiss Travel Pass var, bu kart ile birlikte ülkedeki ulaşım araçların birçoğu ücretsiz veya indirimli şekilde, fiyatı ise gün sayısına göre 204 CHF'den başlıyor. Biz gezimizde 5 kişi olduğumuzdan, Swiss Travel Pass yerine araba kiralama daha mantıklıydı. Çünkü araba ile tamamen özgür ve kendi rotalarımızı belirliyorduk.

Şimdi gelelim, bu ülkede araç kullanmanın detaylarına. Öncelikle hızlı işleyen bir trafik var. Bunun sebebi ise herkesin trafik kurallarına uyması ve hız sınırları içerisinde gitmesi. Her yerde kamera, radar vb. kontrol mekanizmaları var. Hız kurallarına kesinlikle uymanız gerekiyor. Hız sınırı otobanlarda 120 km, tünellerde 70 km veya 90 km, şehir içinde 50 km, mahalle ve sokak içlerinde ise 30 km, kent dışında ise 70-80 km'dır. Otobanlar bu arada iki şeritli. Otobanda ilerlerken yolun üzerinde yer alan levhada gideceğiniz yer sol tarafı işaret ediyorsa, sol şeride geçiniz; çünkü otoban bile olsa yol bir anda ikiye ayrılıyor. Kısacası aracı kullanırken trafik levhalarından gözünüzü ayırmayın ve kesinlikle uyun. Kurallara uymaz iseniz, yüksek miktarda cezalarla karşılaşabiliyorsunuz. 30km hız sınırı olan bir yerde 35 km ile gitme ile 120 km'lik yerde 125 km ile gitme arasında ceza farkı da var. Hızı sınırı düşük olan yerde daha hızlı gitmeniz size daha pahalıya patlayacaktır. Radar ve kameraların bazıları kemerin takılı olup olmadığını da denetliyormuş. Arabadaki herkesin kemer takması zorunlu. Yaya geçitlerinde yaya varsa kesinlikle geçiş üstünlüğü yayaya aittir. Araçların durması gerekmektedir. Kavşaklarda vb. yol ayrımı yerlerde bir tabela yok ise geçiş üstünlüğü sağdaki aracındır. 




İsviçre'de yollar, otobanlar ücretsiz. Tünel konusunda çok başarılı bir ülke. Coğrafyasının çoğunluğu dağlarla kaplı olmuş olmasından dolayı, tünelleri her yere inşa etmişler. Hatta daha önce hiç karşılaşmadığım eğimli yani yokuş iniş-çıkışlı tüneller bile mevcut.


Bir diğer önemli başlık ise park yeri. Tüm şehirde park yerleri çizgilerle belirlenmiş durumda. Bu alanların dışında park edemezsiniz. Sarı çizgilere park edilmiyor, buralar polis vb. araçların. Beyaz çizgili yerler ise ücretli yerler. Kaldırımda hemen makineden kredi kartı veya nakit ödeme yaparak ne kadar kalacağınızı belirleyip ödemeyi yapıyorsunuz. Mavi çizgili yerler ise sürelidir. Park edeceğiniz yerdeki levhada süre yazıyordur. Bunun dışında şehir içinde otoparklarda ne kadar boş olduğunu gösteren trafik levhaları mevcut.

Özetle bu kuralların katı ve cezaların çok olmasının sebebi vatandaşların korumaya yönelik olmasından dolayıdır. Biz de ise cezalar ne yazık ki, gelir kapısı olarak gözükmektedir.


Morschach




Schwyz kantonu içerisinde yer alan bu küçük sevimli kasaba, harika bir manzara sunuyor. Yol üzerindeki bu kasabaya otoyoldan dikkatli şekilde çıkıp kesinlikle çıkmanızı tavsiye ederim. Orman içinden geçip 1-2 km sonraki kasabayı turlayıp manzarayı görüp devam edebilirsiniz.


Gotthard Pass


Zürih'ten yola çıktıktan sonra ülkenin İtalya sınırında yer alan Lugano şehrine gitmeye karar vermiştik. Giderken Gothard tüneli ve hemen yanında eski yol Gotthardpass var, Bolu Dağı ve Bolu tüneli gibi, gündüz ve manzara görmek istiyorsanız mutlaka otobandan çıkıp Gotthardpass  Gotharrd Geçidinden geçmeniz tavsiye ederim. Gotthardpass tabelasını kaçırırsanız manzarayı da kaçırırsınız. Harika bir sürüş deneyimi yaşadım burada. Kıvrımlı yollara sahip. Doğa harikası bir yer. Rakım 2.108 metre. Yanımızda getirdiğimiz yemekleri de bu eşsiz manzarada yemiş olduk. Aynı zamanda bu hatta grup halinde motosiklet sürücülerinin fazlalığı da dikkati çekmektedir. 





Dönüş yolcuğumuzu ise Gotthard Tünelini kullandık. Tünelin uzunluğu 16,9 km. Şimdiye kadar en uzun tünel yolculuğum burada oldu.


Lugano

Lugano şehrinde fazla gezme şansımız olmadı; lâkin arabayla şehrin sağ tarafından ilerleyerek göl kıyısında tur yaptım. Harika bir göl manzarası var. Yalnız göl dememe bakmayın, deniz gibi ve rengi turkuaz. Vakti olan buraya yarım gün ayırmalı ayrıca bu yol ile İtalya’ya Milan’a geçmek ve Como gölünü görmekte mümkün. 

Basel



Basel'de fazla gezme şansına sahip olamadık; fakat otelimizi bu şehirden ayarlamıştık. İbis Budget Basel City otelinde kaldık. 3 gece konaklama yaptık ve kişi başı toplamda 101 CHF masraf yaptık. Otopark sorunu burada da var, aslında arabayı nereye ücretsiz park edeceğimizi bilemiyoruz. Otelin otoparkı ücretli. Basel’de oteller, giriş yaptığınızda konaklayacağınız gün sürecinde ücretsiz şehir içi toplu taşıma kartı veriyor. Marketlerde genelde Türk gurbetçiler çalışıyor.

Basel, Fransa ve Almanya ile sınır komşusu bir şehir. Havalimanını bile üç ülke ortak kullanıyor ve havalimanı Fransa'da yer alıyor. 

Colmar - Fransa


Basel'in sınır komşusu olmuş olmasından dolayı Fransa'ya da geçtik. Fransa otobanı 3 şeritli ve hız sınırı ise 130 km idi. Benzinimiz azalmış olmasından dolayı Fransa'da benzini doldurdum. 

Colmar şehrine vardığımız da ise rengarenk eski bir şehir bizi karşıladı. Şehrin içerisinden küçük bir kanal geçmekte ve üzerinde gondol tarzı sandallarda insanlar tur yapmaktaydılar. Bu özelliğinden dolayı da Küçük Venedik diyorlar. İki saat ayırabilirsiniz. Tam bir turisttik bir şehir. Ücretsiz otopark imkanı var.

Strazburg - Fransa




Colmar'a yaklaşık 75 km uzaklıkta olan Strazburg şehrine yola çıktık. Cuma günü ve cuma namazı vakti olmuş olmasından dolayı cami arayışımız ve vakti kaçırma telaşımız vardı. Otobandan çıkıp şehre giriş için trafik ışığına takıldık. Karşımızda bir tabela çıktı ve tabelada Grande Mosquee yazıyordu. Bir sevinçle hemen tabelayı takip ettik. Zaten yol üzerinde yüzlerce kişi eş ve çocuklarıyla camiye doğru yürümekteydi. Cami gerçekten "Grande" isminin hakkını veriyor ve sosyal kompleks tarzında otoparkı da olan bir geniş alanda kurulu sevimli bir cami. Hutbe Arapça ve Fransızca. Kapıda olağanüstü hal nedeniyle iki tam teçhizatlı silahlı polis vardı.

Cuma namazı sonrası şehir merkezine hareket ettik. Aracımızı park edip Notre Dame Katedraline gittik. Katedral çok büyük. 142 metre yüksekliğinde bir yapı. Paris'te de Notre Dame Katedrali var. Onunla karıştırılmamalıdır.

Freiburg - Almanya 

Strazburg sonrası dönüş yolculuğumuzu ise Rehn nehrinin üzerinden karşıya geçip Almanya üzerinden yaptık. Önce Baden Baden şehrine gittik. Kaplıcaların yer aldığı bir şehirdi. Şehre hakim olan tepeye çıkma kararı almıştık. Teleferik ile yüksek bir konumda olan yere gidecektik; lâkin teleferiğin arızalanmasından dolayı planımız iptal oldu. Yola devam ettik. Dönüş yolumuzun üzerinde de Freiburg şehri vardı. Akşam saatine doğru şehre giriş yaptığımızdan her yer kapalıydı. Şehrin sakinleri de kafeteryaların masalarını doldurmuşlardı.

Bu şehirde dikkatimi çeken şey ise, çarşı merkezinde tüm sokakların ortasında veya kenarlarında minik su kanalları var. Su sokaklarda dolaşıyor. Belki de bir nevi sıcak havayı önlemek için yapılmış da olabilir; fakat en çok çocuklara bir oyun alanı oluşturmuş. Bazıları ayakkabısını çıkarıp suyun içerisine ayaklarını sokup serinliyorlar. 

Luzern


İsviçre'deki 5.günümüzde Luzern'e gittik. Luzern eski bir şehir. Tarihi birçok eseri bünyesinde barındırmakta. Şehrin simgesi ise nehrin üzerinde yer alan ahşap Kapell Köprüsüdür. Köprü 1333 yılında inşa edilmiş. 17.yüzyılda ise köprünün içine şehrin tarihini anlatan tablolar konulmuş. 1993'de köprüde yangın çıkmış, köprü ve tablolar büyük bir hasar almış.





Bir diğer sembol ise Luzern Aslan Anıtıdır. Bir dağ yamacı üzerinde anıt, 1820 yılında inşasına başlanmış. Musegg Wall yani şehir duvarlarından da Luzern'e tepeden bakabiliyorsunuz. Luzern'i Alp Dağlarına yakınlığı ve birçok noktadan çıkış olmasıyla meşhurdur. Pilatus ve Riga dağlarına bu şehirden teleferiklerle çıkılıyor. Biz de Pilatus çıkmaya karar verdik. Arabamızla belli bir noktaya kadar hareket ettik, ondan sonrasında ise teleferikle çıkışımızı yaptık. Karşılaştığımız manzara bir sanat eseri tablosu gibiydi.






Lugern


Luzern'den çıkıp Bern'e doğru giderken yol kenarında bu manzara ile karşılaştık.

Bern


İsviçre'nin başkenti Bern'e gidişimiz ise gezimizin son günüydü. Şehre akşam üzeri girmiş olmamızdan dolayı şehir ruh gibiydi. Sokaklarda çok az insan vardı. Gittiğimiz gün ise şehirde iki adet konser vardı. Bir tanesi gençlere yönelik pop tarzı, diğeri ise parlamentonun önünde klasik müzik konseriydi. İnsanlar bu alanlarda toplanmış, diğer yerlerde ise insan görmek neredeyse imkansızdı. Şehrin merkezi UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almaktadır.


Şehrin armasında ayı yer almaktadır. Bundan dolayı da şehirde ayı parkı yer alıyor ve ayılar yaşamı için bir park yapılmış.



Rota

Kiralamış olduğumuz araç ile aşağıdaki rotaları kullandık. Size de tavsiye olması adına paylaşıyorum.

3.gün rotamız


4.gün rotamız


5.gün rotamız


6.gün rotamız


Gezinin Maliyeti

Evet efendim, en çok merak edilen soruyu bu bölümde cevaplandırıyorum. Gezinin genel gider harcama kalemleri aşağıda yer alan tablodaki gibidir. Tüm harcamaları kişi sayısına indirgediğim de ise 5 gece 6 günlük İsviçre gezimin maliyeti kişi başı 1.600 TRY oldu.



 İletişim Adreslerim: