11 Mayıs 2013 Cumartesi

Milan Seyahatim

Efendim Merhabalar, daha önceki yazımda İtalya gezimin genel hatlarından bahsetmiştim. Bu yazımda ise Milan'da gördüklerimden bahsedeceğim. Daha çok çektiğim fotoğraflar üzerinden gezdiğim yerleri anlatacağım. Umarım beğenirsiniz.

İstanbul'dan Milan'a olan uçağım, Milan'ın şehir merkezine 50 km uzaklıkta bulunan Bergamo'ya inecekti. Yurtdışı uçuşlarımda uçakta oturacağım koltuğun kesinlikle cam kenarında olmasını tercih ediyorum. Etrafı görebilmek adına. Bergamo'da ise havadan gördüğüm kadarıyla tarımın yaygın olduğunu ve bol bol seralar olduğunu gördüm. Hatta bir tane de golf sahası vardı. Ne yazık ki uçak iniş için alçaldığından dolayı telefonumu kapatmak zorunda kaldım ve fotoğraf çekemedim. Bergamo Havalimanına indikten hemen sonra Milan'a gitmek için havalimanının dışarısında bulunan otobüslere yöneldim. Terravission  otobüsleri €4 ücretle Milan'daki tren terminaline götürüyordu. Otobüsü kullanan İtalyan şoför, yol boyunca telefonla konuştu ve radyo ile de ilgileniyordu. Radyo kanalını değiştirmek için harekete geçtiğinde otobüs her seferinde ya sağa ya da sola doğru biraz kayıyordu. Allah'tan bir sorun yaşamadan; ama korkuyla Tren garına ulaştım.
Tren garına gelir gelmez telefonumun internetini açıp WiFi ağı aramaya başladım. Yol arkadaşımla buluşacağımız yer burasıydı. Tren geliş saatinden ne zaman geleceğini kontrol ettim. Tam saatinde treni geldi ve buluştuk. Çantalarımızla birlikte hemen metroya yöneldik. Metro'da kullanacağımız biletleri alırken yanımıza bir çingen bayan geldi, bize yardımcı oldu. Türktü veya çok iyi derecede Türkçe biliyordu. Bize yardımcı olmasına gerek olmamasına rağmen rahatsız ederek bilet almamıza katkı sağlamak istiyordu. Tabi sonrasında ise bir miktar para isteyecekti de, öyle de oldu. Gelir gelmez hemen Türkçe ile karşılaştık diyebilirim. 36 saatlik kullanımlık bilet aldık. Milan'ın tam göbeği olan Duoma'ya gittik.

 Metro durağından çıkar çıkmaz kendimizi bir anda Duomo di Milano yani Milan Katedralinin bulunduğu meydanda bulduk. Acayip heyecanlandık. Bir anda karşımızda bulacağımızı tahmin etmiyorduk. Katedralinin bulunduğu meydan öylesine kalabalıktı zar zor yürünüyordu. Sırtımızda çantalarla vs. gibi gelmiş olacağımızdan sokak satıcıları hemen çevremizi sardı, abidik gubidik hediyelik eşyalar satmak için birbirleriyle yarıştılar. Daha manzarayı görmeden, etrafımızda satıcılar vardı. Zar zor sıyrıldık. Katedralin dış cephesini izlemeye başladık.

Duomo di Milano yapımına 1386 yılında başlanmış ve 500 yılda tamamlanmış. Açıkçası böylesine bir yapı için belki de kısa bir zaman diyebiliriz; çünkü kilisenin tüm dış cephesinde sivri uçlu beyaz mermerlerin dışında yüzlerce belki de binlerce irili ufaklı heykeller var. Her köşesini süslemişler.
İçerisine girdiğimde hava bir anda iklimsel anlamda değişti. Dışarıya göre daha serindi. Polis kontrolünden de geçtikten sonra etrafa hemen süzmeye başladık. Benim ilk olarak ilgimi yakılan mumlar ilgimi çekti. Uzun uzadıya dualarla yakılan mumlar vardı. Gizlice ben de yakıp koymuştum.
 Sonrasında ise asıl ilgimi çeken şey pencereleri oldu. Katedralin içerisindeki pencerelerden içeri süzülen ışığa resmen hayran kaldım. Milan Katedrali İtalya Cumhuriyetinin en büyük kiliselerinden, Vatikan'daki San Marco Bazilikası tabiki de daha büyük; fakat orası da farklı bir ülke olduğu için böyle bir tabiri kullanabiliriz. Tabi küçük bir ayrıntı daha Duomo di Milano'nun içerisinde fotoğraf çekmek €2. Milan'da her yer birbirine çok yakın ve Katedral merkez alınarak şehir planlanmış. Şehrin tam ortasında katedral yer almakta.  Buradan dışarı çıkıp iki adım atıp sağ tarafa yöneldiğimiz de...
 ... karşımızda Galleria Vittorio Emanuele II'yı görmekteyiz. Burasının mimarisi tam bir artı şeklinde yapılmış. İçerisinde ise dünyaca ünlü markalar yer almakta. Fiyatlar aşırının aşırısı derecede pahalı ve lüksün lüksü satılıyor. Galleria Vittorio Emanuele bir ticaret anıtı gibi resmen. Cam ve çelik yapısıyla günümüzde yer alan AVM'lerin ilk örneği de diyebilirim.
Galleria'dan çıktıktan sonra bir meydan buldum kendimi, Leonardo da Vinci'nin heykeli karşısındaydım. Bu meydanda sürekli akan küçük bir çeşmeden su içip haritadan nerede olduğuma baktığımda La Scala'nın tam karşısında olduğumu fark ettim. Leonardo'nın büyüsüne kapılmış olmalıyım ki büyük opera binasını göremedim. La Scala'dan bahsetmem gerekli, operaseverlerin tapınağı diye adlandırılan dünyanın en ünlü opera evi diyebilirim. Asıl adı Teatro all Scala bina dışarıdan bakıldığında pekte ihtişamlı gözükmüyor; fakat içerisi harika... Pavarotti'lerin mekanı...

 Şehrin sokaklarında bir anda tramvayla karşılaşabiliyorsunuz. Neredeyse tüm şehir tramvay ağıyla kaplanmış şekilde. Yorulduğunuzda herhangi bir tramvaya atlayıp ucuz bir şekilde hız bir tur atabilirsiniz. Birkaç kez yaptım, yorulduğumda ve yağmur yağdığında. İlginç bir tramvay da görmüştüm, onu da aktarmalıyım. Bir tramvayın içerisini restoran yapmışlar; fakat içerisinde hiç müşteri mi desem ya da yolcu mu desem kimse yoktu. Ya reklam amaçlı ya da restorana götüren bir tramvay ya da gerçekten tramvayın içerisinde yemek yiyebileceğiniz bir restoran. Sonuncusunu tercih ederim.
 Tramvaya atlayıp bir durak sonra indiğimde ise karşımda Castello Sforzesco çıktı. Derebeylik zamanında yapılmış bir şato, içerisine girerken Age of Empires II oyunundaki okçu kuleleri canlandı. Şimdilerde ise sanat galerisi olarak kullanılmakta, ilerisinde ise büyükçe bir şehir parkı yer almakta.

 Milan'da iki gün kaldım. Son günümde ise Bilim ve Teknoloji Leonardo da Vinci Müzesine gittim. Leonardo'nın tüm eserini bir arada gördüm. Da Vinci'nin başyapıtlarından biri diye adlandırılan Son Yemek resminin kopyasını bu müzede gördüm. Orijinali ise 150 metre uzaklıkta bulunan başka bir yerdeymiş; fakat gitmedim oraya. Son Yemek resminde Hz.İsa 12 havarisine "Aranızdan biri bana ihanet edecek" dediği andaki şaşkınlık resmedilmiş. Resimde çok değişik ayrıntılar var.
 Milan'da birçok kiliseye girip çıktım. Bazılarında ücretsizce mum yaktım, bazılarında suya parmağımı batırdım. Yukarıda yer alan fotoğrafı hangi kilisede çektiğimi hatırlamıyorum; fakat çok beğenmiştim. Her yerinde süslemeler var. Galiba Leonardo Müzesinin yanındaki kiliseydi.



Yazımı bu video ile sonlandırıyorum. Duoma di Milano'da çektiğim kısa bir video.

İletişim Adreslerim: