16 Kasım 2013 Cumartesi

Türkiye-Akdeniz Gençlik Barış Gemisi: "Hepimiz aynı gemideyiz!"

Hepimiz aynı gemideyiz !

Efendim Merhabalar,

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın düzenlediği Türkiye-Akdeniz Gençlik Barış Gemisi, 52 ülkeden 800 gençle 10 günlük barış turu gerçekleştirdi. 29 Ekim 2013 tarihinde Türkiye Cumhuriyetinin 90.yılını kutladığımız günde “Hepimiz aynı gemideyiz” sloganıyla Karaköy Limanı’ndan hareket aldı.

İstanbul’dan kalkan geminin ilk durağı Hırvatistan oldu. 2 günlük yolculuğun ardından limana demir atan gemiden iner inmez otobüslerle Bosna Hersek’in Mostar şehrine gittik. Mostar’ın barış için çok önemli bir anlamı var. İçindeki köprüden adını alan şehir, Bosna Savaşı’yla hafızalara kazındı. Mimar Sinan’ın öğrencisi olan Mimar Hayreddin’in yaptırdığı Mostar köprüsü, ayakta kaldığı 427 yıl boyunca Balkanlarda hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolü haline geldi. Mostar, 1992’den 95’e kadar süren ve Avrupa’nın göbeğinde 100 bin insanın hayatını kaybettiği savaşta Sırplar tarafından yıkıldı. Şehrin Boşnak ve Hırvat kesimini birleştiren Mostar’ın yıkılması, esasen çok uluslu mirasın da reddi anlamına geliyordu. Mostar Köprüsünde 800 gençle barış pozu verdikten sonra Alperenler Tekkesini ziyaret ettik. Blagay’da yer alan, yüksek kayalıkların ve Buna Nehri’nin kaynağının hemen yanında kurulu olan tekke eşşiz bir manzara sünüyor.



Mostar’ın ardından tekrar Hırvatistan’a döndük. Adriyatik Denizi sahilinde bulunan, Orta Çağ’dan kalma tarihi eserleri ile ünlü Dubrovnik şehrini gezdik. Barış Gemisi’nin ikinci durağı olan Dubrovnik şehri de proje içinde önemli bir yer tutuyordu. Zira bu şehir de 1991’de Hırvatistan’ın Yugoslavya’dan ayrılması sırasında çıkan iç savaşta zarar görmüş ve 1995’te UNESCO yardımı ile tekrar onarılmıştı. Tarihi dokusuyla dikkat çeken şehrin sokaklarında barış mesajları vererek, tarihi Lovrijenac Kalesi’ni gezdik.

21 Ekim 2013 Pazartesi

Paylaşım Ekonomisi - Sharing Economy

Efendim Merhabalar,

Günümüzün internet aleminde popüler olan paylaşım siteleri çoğalmakta. Benim de severek kullandığım ve desteklediğim bir sistem. İsraf, üretim ve tüketimin azaltılması tükenmekte olan doğal kaynakları da rahatlatacaktır. Tabi para kullanımından önce trampa yöntemi yani takas sistemi vardı. Bir malı başka bir malla değiştiriliyordu veya kullanmadığımız bir malı ihtiyaç duyulan bir malla takas ediliyordu. Günümüzde paylaşım ekonomisinin tekrardan popüler olmasının sebebini ise bencilliğimizden kaynaklandığını düşünüyorum. Bencilliğimiz de israf yapmamızı oluşturuyordu. Zaten kapitalist düzen ihtiyaçlarımızın ötesinde üretim ve tüketimi bizlere sunmakta. Bizse finansal krizlerde tasarruf olarak ilk olarak yaptığımız şey israfları azaltmaktır. İşte paylaşım ekonomisi de kriz döneminde doğan bir olgu.



Sharing Economy yani Paylaşım Ekonomisi takas sisteminden biraz farklı. Bu farklılık takas sisteminde alıcı ve satıcıların olduğu bir olayken paylaşım ekonomisinde alıcı veya satıcının olması gerekmiyor. Paylaşım Ekonomisinde ise paylaşım yapılacak her şey olabilecek düzeyde ve illa mal olması gerekmiyor. Zamanınızı bir başkası ile paylaşabilirsiniz.

7 Ekim 2013 Pazartesi

TEB Akıl Fikir Kampüsü

Efendim Merhabalar,

Türk Ekonomi Bankasının üniversite 3.sınıf, 4.sınıf ve yeni mezun öğrencilerine yönelik düzenlemiş olduğu TEB Akıl Fikir Kampüsüne katıldım. 02-04 Ekim 2013'de gerçekleştirilen programda neler yaşadığımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle bu programın ne olduğundan bahsetmeliyim. TEB çalışanları Akıl Fikir Kampüsüne kısaca AFK diyorlar. Ben de bundan sonra AFK diye bahsedeceğim. AFK'da inovasyona meraklı, yetenekli, enerjik ve kendine güvenen kişileri arıyorlar. Eğer sen de kendini bu tanımlamalara uygun buluyorsan bu programı sana da öneriyorum. Akıl Fikir Kampüsünde genel olarak seninle aynı düşünceye sahip ve yaşıt kişilerle birlikte olduğundan hemen bir kaynaşma süreci yaşıyorsun.

Ne kadar başvuru olduğunu bilmiyorum; fakat belirli aralıklarla bu program gerçekleştiriliyor. İlk olarak internet üzerinden başvuru yaptım, sonrasında Genel Müdürlükte sınava girdim ve başarılı olanlarla mülakata tabi tutuldum, tüm aşamalardan başarılı olarak geçince  kendimi AFK'da buldum. Benim katıldığım programda da 9 kişiydik. Bir kişi sonradan gelmeyeceğini bildirmiş. Kalabalık olmayacak bir şekilde AFK programını düzenliyorlar. Bizlere düzenli olarak İnsan Kaynakları Departmanından sürekli biri eşlik ediyor. Hatta gizlice notlar alıp gözlem yapıyorlar, programın asıl yapılma nedeni yetenekli kişileri bulmak.

6 Ekim 2013 Pazar

Roma Seyahatim

Efendim Merhabalar,
Çok sonradan fark ettim ki, İtalya Gezimin Roma,Vatikan ve Floransa yazılarını yayınlamamışım oysaki fotoğraflarını seçmiştim; ama içeriğini doldurmamıştım. Bu yayınım da sadece içerik olarak Roma'da çektiğim fotoğraflardan oluşsun istedim. Kusura bakmayın. Yine de özel bilgi istiyorsanız benimle iletişime geçin. Bu seferlik böyle olsun. 


27 Ağustos 2013 Salı

En Güzel Doğum Günü Hediyem

Efendim Merhabalar

7 yaşındaydım... O gün doğum günümdü.. 7.yaşıma girmiştim, o gün dolu pasta ve hediye almıştım; aldığım hediyelerin hiçbiri beni memnun etmemişti; fakat kimse üzülmesin diye de beğenmediğimi kimseye fark ettirmedim. Gün boyu mutlu gibi gözüktüm, oysa ki hediyelerimden nefret etmiştim. Gün sonunda yorgunlukla pencerenin dibindeki yatağımın başucundan dışarıyı seyrederken ve hala da kızgınlıkla şöyle dua etmiştim.
"Allah'ım lütfen seveceğim hediyelerim olsun..." Sonrasında dışarının karanlık olmasına rağmen sıcak havaya bakarken ne hediye alınsa mutlu olurdum diye düşünerekten uyuyakaldım.

Çok iyi hatırlıyorum rüyamda yine hediyelerle cebelleşiyordum. Gördüğüm rüya ise bana hediye alan birinin doğum gününe katılıyorum. Bana seçtiği kötü hediyeden dolayı ben de ona hiç sevmeyeceği bir hediye alıp, ondan intikamımı alıyordum. Böylesine bir rüyayı gördükten sonra uykum yavaştan dağıldı ve uyanıverdim penceremde bir ses duyarak.



Tık tık diye sesler geliyordu. Önce korktum, pencereden olabildiğince uzaklaşarak, uykulu gözlerle karanlık pencereye bakıyordum. Tık tık sesleri devam ediyordu, yavaştan perdenin arkasından incelemeye başladım. Oysaki hala göremiyordum. Korkumu yenip perdeyi hızlıca açtım ve alnımı pencereye dayadım. Bir de ne göreyim, bir kuş penceremin önünde mermerde dolanıyor. Çok şaşırmıştım.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Sokak Ekonomisi

Simitçi
Simitçi

Efendim Merhabalar,

Sokak satıcılarının ne kadar kazandığını her zaman düşünmüşümdür? Acaba gerçekten kazançlı bir meslek mi yoksa zorunluluktan mı, diye ne zaman sokak satıcısı görsem düşünüyorum. Bazen alışveriş yaptığım sokak satıcısı ile bu konuyu konuşuyordum. Bunlar; su satıcısı, mısırcı, simitçi, pilavcı, köfteci, midyeci vb... Genel de hepsi çok şükür idare ediyoruz, diyorlar; ama bazısı zor, bazısı mecburuz... Böyle giden bir sürü hikayeyi dinledim ve şahit oldum. Tabi kabul etmek gerekirse meşhur sokak pilav satıcıları da var, köftecileri de; hatta ünlü sosyete midyecileri de...  Benim düşünceme göreyse sokak satıcısı olmak zor, yorucu, tehlikeli ve hava şartlarına maruz kalan bir meslek.

Bazen de şunu düşünüyorum; ekonomi sokak ekonomisini ne derece etkiliyor? Dolar($) veya Euro(€) değişimi alım/satıma ne etkisi oluyor? Enflasyona göre fiyatlarını belirliyorlar mı? Tabi kabul ediyorum bu sorular bir üst derece daha; tahminimce ekonomideki temel göstergelerini tezgahları üzerinden hissedemezler veya ölçemezler... Belki de yanılıyorum.

İşte böylesine düşünürken TEB TV'nin çektiği videoya rastladım. TEB TV; mısırcı, simitçi, pilavcı, tokacı, sandviççi, köfteci ve turşucu ile röportaj yapmış. Genel olarak sorduğu soru şu; "günlük sermayeniz ile günlük kazancınız nedir?".

2 Ağustos 2013 Cuma

Seyahat Ettiğim Ülkeler

Efendim Merhabalar,

Bu yazımda sizlere daha önceden gidip gezdiğim ülkelerin listesini sunacağım. Şimdiye kadar 22 ülkeyi gezdim. Bana göre seyahat etmek lüks değil, aksine ihtiyaçtır.


İngiltere, Almanya, İtalyaMısır, Suriye, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Galler, Macaristan, Avusturya, Slovakya, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Vatikan, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Tunus, Romanya, Çin, Hong Kong


Seyahat Defterimi okumak için tıklayın.



Seyahatlarımdan sonra yukarıdaki haritanın içini kırmızıya boyamak en büyük tutkum haline geldi. 

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Tavsiye Filmler

Efendim Merhabalar, paylaşılmaya değer şeylerin paylaşılmasından yanayımdır. Daha öncesinde Banka Soygun filmlerini bir başlık altında toplamıştım. Büyük beğeniyle karşılanmıştı. Şimdi ise beğendiğim filmleri sizlerle paylaşmaya karar verdim. Genel hatlarıyla benim beğenilerim, biyografi ve soygun filmleri üzerine; ama bu listede çok farklı konuları içeren filmlerle karşılacakasınız.




Beğendiğim filmleri ise kendime göre bir puanla sisteminde değerlendirdim. Bu sayede en beğendiğim filmleri de görmüş olacaksınız. Puanlama sistemim ise "10 popcorn" üzerinden olacak. Bazı arkadaşlar soru o filmde 9 mısır patlatması mı yedi diye, cevabım belki...  

18 Temmuz 2013 Perşembe

Fotoğraf Yarışmasında Birinci Seçildim

Efendim Merhabalar, İtalya Seyahatımın sonrasında çektiğim fotoğraflara teker teker hayranlıkla bakarken, bazı fotoğrafları blogumda kullanmak üzere ayırmıştım. Hatta bazı fotoğraflarımın baskısını almayı da düşünmüştüm. Tam bu sırada Seyahat Bloglarında gördüğüm UzakRota tarafından yapılacak olan "Gördüğüm En Güzel Şehir " Fotoğraf Yarışması tam bana uygun olan yarışmaydı. Fotoğrafı UzakRota'ya ilettim ve sonrasında bir hafta boyunca fotoğrafçı seyyahlar tarafından oylandı.

Oylamanın sonucunda Floransa'da Ponte Vecchio Köprüsünün yanı başından çekmiş olduğum fotoğrafım birinci seçildi ve birincilik ödülüne layık görüldüm.

Oylamaya katılan fotoğrafçı seyyahlara teşekkür ediyorum.

Gördüğüm En Güzel Şehir Fotoğraf Yarışmasında Birinci Olduğum Fotoğrafım: 
Ponte Vecchio - Floransa

Fotoğrafı çektiğim noktadan da bir video kaydı almıştım. Etrafının nasıl olduğuna da videoyu izleyerek göz atabilirsiniz. 

30 Haziran 2013 Pazar

Floransa Seyahatim

Efendim Merhabalar, size daha öncesinde Milan ve Venedik gezilerimden bahsetmiştim. Şimdi sıra Floransa'da. Bilerek hepsini bir anda yayınlamıyorum. Aralıklarla yayınlamaya devam edeceğim. Bundan sonra üç yazım daha olacak. Onlar ise Vatikan, Pisa ve Roma... Girişimizi fazla uzatmadan söz sırası Floransa'da.

24 Mayıs 2013 Cuma

TEDxIhlasCollegeED Benim Bir Rüyam Var


Beğenerek hatta hayranlıkla takip ettiğim TED konferansının geçen haftalarda Türkiye'de gerçekleşen etkinliğine katılmıştım. "Benim Bir Rüyam Var" teması altında gerçekleştirilen konferansı hiç sıkılmadan takip etmiştim. Beğendiğim konuşmaları sizlerle paylaşıyorum. Hatta eğitici bilgilerden ziyade eğlenceli konuşmalarda oldu. Vaktiniz olduğunda izlemenizi tavsiye ediyorum. :)

14 Mayıs 2013 Salı

Venedik Seyahatim

Efendim Merhabalar, İtalya seyahatimi size blogumdan bir yazı dizisi olarak aktarmaya karar vermiştim. Önceki yazılarımda İtalya Gezimin genel hatlarını ve Milan'dan bahsetmiştim. Güzel yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Bu yazımda ise Venedik'ten bahsedeceğim. Umarım beğenirsiniz.

Venedik'e daha gitmeden görmüştüm. Milan'a olan uçağım Venedik'in tam üzerinden geçti. Şans eseri görme fırsatı yakaladım ve fotoğrafını çektim; fakat pek net olmasa da Venedik'i görmek beni mutlu etti.
Milan'dan Venedik'e doğru tren yolculuğumuz biraz sorunlu geçti. Trenle yolu yarıladığımızda bizim vagonun tam altından sürtünme sesi çıktı. Bir şey altımızda sürtünüyordu veya trenden bir parça kopmuştu. Anlık bir olaydı. Sonrasında hemen en yakın istasyonda durduk. Herkesi indirdiler. Gece yarısında herkes uykulu bir halde ayakta bekliyordu. İşte İtalya gerçekleri bizi bulmuştu. Trenin makinisti cep telefonunun ışığıyla vagonun altına bakıyordu; ama ne çare. Sonrasında yeni bir tren geldi. O trene aktarma yaptık ve yolculuğumuza devam ettik. Yaklaşık yarım saat rötar yapmış olduk.

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Milan Seyahatim

Efendim Merhabalar, daha önceki yazımda İtalya gezimin genel hatlarından bahsetmiştim. Bu yazımda ise Milan'da gördüklerimden bahsedeceğim. Daha çok çektiğim fotoğraflar üzerinden gezdiğim yerleri anlatacağım. Umarım beğenirsiniz.

İstanbul'dan Milan'a olan uçağım, Milan'ın şehir merkezine 50 km uzaklıkta bulunan Bergamo'ya inecekti. Yurtdışı uçuşlarımda uçakta oturacağım koltuğun kesinlikle cam kenarında olmasını tercih ediyorum. Etrafı görebilmek adına. Bergamo'da ise havadan gördüğüm kadarıyla tarımın yaygın olduğunu ve bol bol seralar olduğunu gördüm. Hatta bir tane de golf sahası vardı. Ne yazık ki uçak iniş için alçaldığından dolayı telefonumu kapatmak zorunda kaldım ve fotoğraf çekemedim. Bergamo Havalimanına indikten hemen sonra Milan'a gitmek için havalimanının dışarısında bulunan otobüslere yöneldim. Terravission  otobüsleri €4 ücretle Milan'daki tren terminaline götürüyordu. Otobüsü kullanan İtalyan şoför, yol boyunca telefonla konuştu ve radyo ile de ilgileniyordu. Radyo kanalını değiştirmek için harekete geçtiğinde otobüs her seferinde ya sağa ya da sola doğru biraz kayıyordu. Allah'tan bir sorun yaşamadan; ama korkuyla Tren garına ulaştım.
Tren garına gelir gelmez telefonumun internetini açıp WiFi ağı aramaya başladım. Yol arkadaşımla buluşacağımız yer burasıydı. Tren geliş saatinden ne zaman geleceğini kontrol ettim. Tam saatinde treni geldi ve buluştuk. Çantalarımızla birlikte hemen metroya yöneldik. Metro'da kullanacağımız biletleri alırken yanımıza bir çingen bayan geldi, bize yardımcı oldu. Türktü veya çok iyi derecede Türkçe biliyordu. Bize yardımcı olmasına gerek olmamasına rağmen rahatsız ederek bilet almamıza katkı sağlamak istiyordu. Tabi sonrasında ise bir miktar para isteyecekti de, öyle de oldu. Gelir gelmez hemen Türkçe ile karşılaştık diyebilirim. 36 saatlik kullanımlık bilet aldık. Milan'ın tam göbeği olan Duoma'ya gittik.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

İstanbul'daki Müzelerin Ücretsiz Günleri

Efendim, bu aralar İstanbul'da daha önceleri gezme fırsatını yakalayamadığım müzeleri gezme isteği doruk noktasında. Boş günümde derhal o müzeye gidip, gezip, hatta kütüphanesindeki kitapları karıştırmak için kendimi zor tutuyorum. İstanbul birçok müze var. Birçoğu da ücretsiz girip gezebiliyorsunuz. Ücretli olanların ise haftada bir günü ücretsiz. İşte bu yazımda tamamen veya haftada bir günü ücretsiz olan müzelerini sizlerle paylaşacağım. Tabi benim gidip gördüğüm, gideceğim yerler yani bildiklerim kadarıyla paylaşacağım, zaman içerisinde yeni yerler öğrendikçe güncelleme yapacağım.

İtalya Gezim Hakkında Genel Bilgiler

Efendim Merhabalar, size İtalya'da gerçekleştirdiğim tatilimden bahsedeceğim.


Uçakta çektiğim
Okulumda vize sınavlarım bittikten sonra bir hafta süre okula gitmemeyi kararlaştırdım. Uçak tarihlerine bakarak en uygun fiyata denk gelen aralığa tatilimi yerleştirdim. Bir hafta diye planladığım tatilim 10 Gün 9 Gece olarak planlanmış oldu.

Uçak biletlerimi Pegasus'tan aldım. Uygun bir fiyata aldığımı düşünüyorum; fakat tabi her zaman daha ucuzunu görmeye de can atmaktayım. Uçak biletlerimi aldıktan sonra da, bir heyecan başladı. Acaba yapabilir miyim? Nerede kalacağım? Nasıl gideceğim? vb. gibi birçok soru aklımı kemirmeye başladı. Bir yandan sınavlarıma çalışıyorum, bir yandan da tatilimi planlıyordum. Sonrasında İtalyan arkadaşlarıma ve orayı gezmeye giden dostlarıma danıştım, nasıl bir rota izlemem gerektiğini? Birçoğu doğal olarak kendi beğenilerini göre yorumlar yaptılar; fakat bunlara göre gezecek olursam iki üç saatte bitecekti. Ben de daha önceden de almayı ve koleksiyon yapmağı çok istediğim gezi kitaplarına yönelmem gerektiğini anladım.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Charlie Chaplin Tüm İnsanlığa Mesajı

Efendim, Charlie Chaplin'in bu aralar filmlerini seyretmekteyim. Güldürüyor ve düşündürüyor da. Bildiğiniz üzere Chaplin bazı filmlerini sessiz olarak yapmaktaydı. Teknolojiye karşı ağır eleştirilerini ve o dönemde yeni sesli filmlere geçildiğinden ürettiklerini sessiz olarak yaptı. Bununla alakalı da:" Konuşursam beni sadece İngilizce bilenler anlayacak; ama sessiz bir filmi herkes anlayabilir ve dünya İngiltere'den ibaret değil." demiştir. Böylece sessiz filmlerini savunmuştur. 

Benim bu paylaşımım da ise Charlie Chaplin'in The Great Dictator filminde Tüm İnsanlığa Mesajı olarak yaptığı konuşmayı yayınlayacağım. The Great Dictator filmi Chaplin'in ilk sesli filmi. Nazi Almanya'sını eleştiren bir film. Diktatörlük ve faşistlik eleştirisi üzerine oluşturulmuş bir yapıt. Aşağıda paylaşacağım konuşmada öylesine süper bir oyunculuk var ki, etkilenmemek mümkün değil. Sizi o konuşmayla baş başa bırakıyorum. 

A Message for all People - Charles Chaplin

O konuşmanın ingilizce metni de aşağıda yer almaktadır.

I'm sorry. But I don't want to be an emperor. That's not my business. I don't want to rule or conquer anyone. I should like to help everyone if possible - Jew, Gentile, Black Man, White.We all want to help one another - human beings are like that. We want to live by each other's happiness, not by each other's misery. We don't want to hate and despise one another. In this world there is room for everyone and the good earth is rich and can provide for everyone - the way of life can be free and beautiful, but we have lost the way. Greed has poisoned men's souls, has barricaded the world with hate. Has goosed us into misery and bloodshed.We have developed speed, but we have shut ourselves in. Machinery that gives abundance has left us in want. Our knowledge has made us cynical; our cleverness hard and unkind. We think too much and feel too little.More than machinery, we need humanity. More than cleverness, we need kindness and gentleness. Without these qualities life would be violent and all will be lost.The airplane and the radio have brought us closer together - the very nature of these inventions cries out for the goodness in men; cries out for universal brotherhood, for the unity of us all. Even now my voice is reaching millions throughout the world. Millions of despairing men, women and little children; victims of a system that makes men torture and imprison innocent people.For those who can hear me I say - do not despair - the misery that is now upon us is but the passing of greed. The bitterness of men who fear the way of human progress. The hate of men will pass and dictator's die. And the power they took from the people will return to the people. And so long as men die, liberty will never perish.Soldiers - don't give yourselves to brutes! Men who despise you, enslave you, who regiment your lives - tell you what to do, what to think and what to feel. Who drill you, dives you, treat you like cattle, use you as canon fodder. Don't give yourselves to these unnatural men. Machine men, with machine minds and machine hearts! You are not machines! You are not cattle! You are men! You have the love of humanity in your hearts. You don't hate. Only the unloved hate. The unloved and the unnatural. Soldiers! Don't fight for slavery, fight for liberty!In the seventeenth chapter of St. Lucas it is written, the kingdom of God is within man - not one man, not a group of men, but in all men - in you! You the people have the power - the power to create machines, to create happiness. You the people have the power to make this life free and beautiful, to make this life a wonderful adventure. And in the name of democracy, let us use that power, let us all unite. Let us fight for a new world; a decent world, that will give men a chance to work, that will give youth a future and old age a security.By the promise of these things, brutes have risen to power, but they lie. They do not fulfill their promise. They never will. Dictators free themselves, but they enslave the people. Now let us fight to fulfill that promise. Let us fight to free the world. To do away with national barriers. To do away with greed, with hate and intolerance. Let us fight for a world of reason. A world where science and progress will lead to all men's happiness. Soldiers in the name of democracy, let us all unite!

İletişim Adreslerim:



24 Mart 2013 Pazar

Banka Soygunu Filmleri

Efendim, bir banka soygunu filmi bana korku filmlerinden daha korkunç gelmektedir. Okuduğum bölümle de alakası olmalı ki, paraların çalınmasına asla göz yumamam, her ne kadar çoğu film banka soyguncuların tarafını savunsa da onların gözlerinden filmi çekseler de ben hep bankalardan taraf olurum. İzlerken umarım çalınmaz diye korkuyla beklerim. İşte bu sebepten ötürü banka soygunu filmlerine karşı özel bir ilgim var. Onları daha heyecanla izlemekteyim. Hatta bazen çok endişe duyar, bazen de gözlerimi kapatır bakamam bile. Bu yüzden korku filmlerinden daha korkunçtur, banka soygunu filmleri.

Bu güne kadar izlediğim banka soygunu filmlerini sıralamak isterim. Vaktinizi eğlenerek öldürmek için bir öneri olur. Eğer sizde bu konuya ilgiliyseniz sizinde kesinlikle izlemenizi gerekir. Pişman olmayacağınıza teminat veririm.

İlk olarak listemin başına Dog Day Afternoon Türkçesiyle Köpeklerin Günü adlı filmi yerleştiriyorum. Başrol oyuncusu Al Pacino, neredeyse tek başına oynadığı ve defalarca bıkmadan izlenebilenecek bir başyapıt. Gerçek bir olaydan esinlenmişler. Bankanın kapanmasına yakın başlayarak, gecenin bir vaktine kadar süren olay kendini merakla izlettiriyor. Ahmet Alper bu filmi 10 popcorn üzerinden 9 popcorn olarak değerlendirdi. 
Dog Day Afternoon 
Inside Man Türkçesiyle İçerideki Adam, gerçek başrol oyuncusu Micheal Owen gerçi Denzel Washington da oynuyor; fakat oynamasa da olurmuş, fazla bir katkısı olmamış açıkcası, Dog Day Afternoon filmini izlemeden önce bu filmi izlemiştim ve benim listemde hep birinci sıradaydı. İkinci desem de bu filmde kesinlikle birinci olmayı hak eden filmlerden; çünkü kusursuz bir şekilde planlanmış banka soygunu var. Ahmet Alper bu filmi 10 popcorn üzerinden 9 popcorn olarak değerlendirdi. 
Inside Man
Heat Türkçesiyle Büyük Hesaplaşma, başrol oyuncuları Al Pacino ve Robert De Niro, her iki büyük oyuncunun muhteşem bir şekilde sergiledikleri harika bir film. Robert De Niro soyguncu rolünde, Al Pacino ise dedektif. Bu iki adam büyük bir kovalamaca içerisindeler, film boyunca iki kez yüzleşiyorlar. Birincisinde bir cafede harikulade bir sohbet içerisinde, diğerinde ise ikisinden birinin ölmesi gerektirecek bir buluşmada. Film tamamen gerçek mekanlarda çekilmiş, tam olarak 125 mekan, ve Los Angeles'in en işlek caddesi kapatılarak çatışma sahnesi çekilmiş. Ahmet Alper bu filmi 10 popcorn üzerinden 9 popcorn olarak değerlendirdi. 
Heat

Public Enemies Türkçesiyle Halk Düşmanları, başrol oyuncusu Johnny Deep ve Christian Bale. Johhny Deep'ten ziyade Christian Bale oynuyor diye bu filmi seyretmiştim. Bale'nin rol aldığı her filmi kesinlikle izleyeceğime ant bile içerim. Neyse eski amerikan gangsterler zamanında bankaları çok hızlı soyan ünlü gangster John Dilinger ve çetesini ele alan bir film. Ahmet Alper bu filmi 10 popcorn üzerinden 9 popcorn olarak değerlendirdi. 
Public Enemies
Point Break Türkçesiyle Kırılma Noktası başrol oyuncusu Matrix serisinden tanıdığımız başrol oyuncumuz Keanu Reeves, Eski Amerikan Başkanlarının maskelerini takarak bankayı soyan bir sörf çetesini yakalamak için çeteye sızar. Banka soygunu olmasına karşın filmin içerisinde muhteşem sportif etkinlikler yer almakta. Hatta kıskandıran derecede, sörf yapıyorlar, paraşutle atlıyor ve dahası... Ahmet Alper bu filmi 10 popcorn üzerinden 8 popcorn olarak değerlendirdi. 
Point Break
The Town Türkçesiyle Hırsızlar Şehri başrol oyuncusu Ben Affleck, bankayı çok dikkatli ve titiz bir planla soygun gerçekleştirirler. Soygun bittikten sonra bankanın bayan müdürüyle aynı mahallede oturduklarını öğrendikten soygunculardan biri bayanı kontrol amaçlı takip eder ve aşık olur. The Town filmin üzerinde Point Break'in etkisinin şüphesiz çok fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ne de olsa maske kullanmışlar... Ahmet Alper bu filmi 10 popcorn üzerinden 8 popcorn olarak değerlendirdi. 
The Town

Flypaper Türkçesiyle Çifte Soygun başrol oyuncusu Patrick Dempsey, bankanın kapanış saatine yakın başrol oyuncumuz para bozdurmak için bankaya girer. İki farklı çete aynı anda bankayı soymak için bankaya girer. Bir taraf profesyonel hırsız diğer çete ise beceriksiz... Her iki çete kendi arasında hem kavga ederken hem de bankayı soymaya çalışırlar. Bazı şeylerin acayip şekilde ters gitmesinden dolayı karmaşık bir hal alır... Ahmet Alper bu filmi 10 popcorn üzerinden 7 popcorn olarak değerlendirdi. 
Flypaper

Don 2 filmi, Hindistan yapımı ve Don filminin 2.filmi olarak çekilmiş bir film. Filmin başrolünde hint sinemasının kral lakaplı oyuncusu Shah Rukh Khan oynuyor. Don serisini baştan izlemenizi öneririm; çünkü filmlerde konu bütünlüğü bulunmakta. Don 2 filminde ise Berlin'de bulunan bankayı kusursuz bir planla soymayı hedefliyorlar. Her an aksiyon dolu sahnesiyle, izleyenleri sürekli olarak ters köşe yapabilecek bir film. Bir kez daha bu seriyi baştan izleyin. Ahmet Alper bu filmi 10 popcorn üzerinden 8 popcorn olarak değerlendirdi. 
Don 2



Listenin devamı gelecek, zamanla da güncellenecektir.

İletişim Adreslerim:





12 Ocak 2013 Cumartesi

Sırt çantanızda ne var?


Geçen günlerde Up in the Air türkçesiyle Aklı Havada adlı  filmi izledim. Filmden kısaca bahsetmek gerekirse işten çıkarma/çıkarılma üzerine işlenilmiş bir teması var. Aşağıda paylaştığım yazı filmin başrol oyuncusu George Clooney'ın Ryan Bingham karakterine bürünerek yaptığı bir konferansın konuşma metni.



Hayatınızın ağırlığı ne kadardır

Bir an için bir sırt çantası taşıdığınızı düşünün. Çantanın askılarını omuzlarınızda hissedin. Hissettiniz mi?

Şimdi hayatınızda ne varsa o çantaya doldurun. Küçük şeylerle başlayın